DÜZCE:
Fındık hasadından sonra bunu yapmayın
Düzce Üniversitesi Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Başkanı Doç. Dr. İsmet Yıldırım, fındık hasadı sonrası yapılması gereken bakım çalışmalarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Doç. Dr. Yıldırım; Karadeniz Bölgesi’nin en önemli geçim kaynaklarından biri olan fındığın, gelecek yıl yüksek kalite ve verimlilikte üretilebilmesi için hasat sonrası bahçe bakım işlerine önem verilmesi gerektiğini söyleyerek sözlerine başladı.
Sonbaharın fındık bakımında en yoğun mevsim olduğunu söyleyen Yıldırım, “Birçok meyve ağacında olduğu gibi kaliteli fındık yetiştirmek için budama işlemi çok önemlidir. Yaprakların çoğu dökülür dökülmez budama işlemine başlamamız gerekmektedir. Bir diğer konu ise toprak analizinin yaptırılmasıdır. Fındığın topraktan sömürdüğü besin maddelerini ve miktarlarını saptamak ve sonrasında yerine koymak için mutlaka toprak analizi yaptırmamız gerekmektedir. Toprak analizini her yıl olmasa bile en az iki-üç yılda bir yaptırmamız gerekiyor. Toprak analizlerinin amacı, kullanacağımız gübre cinsi ve miktarını belirlemenin yanı sıra kullanacağımız kireç miktarını da bilmemizi sağlamasıdır” dedi.
“Mücadele sonbaharda başlamalı”
Hastalık ve zararlılarla mücadeleye ilkbaharda değil, sonbaharda başlanması ve bu mevsimin iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. İsmet Yıldırım, öncelikle yapılacak bakım işinin budama ve kök sürgülerinin temizlenmesi olduğunu ifade etti. Fındık dallarının budanarak ocaklara yayvan bir şekil verilmesinin faydalı olacağını dile getiren Yıldırım budamayla; sürgünlerin daha iyi uzaması, havalanma ve güneşlenmenin yeterince sağlanması, köklerin, dal ve sürgünlerinin iç içe geçerek birbirlerinin rakibi olmasının önlenmesi, hastalıklı dal ve sürgünlerin uzaklaştırılarak yeni bulaşmaların engellenmesi gibi birçok olumlu sonuçlar elde edileceğini söyledi.
Budama yapılırken zamana dikkat
Yaprakların yüzde 90’ı döküldüğünde budama işlemine başlanabileceğini belirten Doç. Dr. İsmet Yıldırım; “Ocakların, aralarında birbirilerine rakip olmayacak uzaklıkta en fazla 6-8 ana daldan oluşmasına dikkat etmeliyiz. Fazla ana dalları, özellikle yaşlanmış, hastalıklı, ekonomik ömrünü yitirmiş, kuru, karaca kart, odunlaşmış ve ocak dışına aşırı uzanan dalları testereyle keserek uzaklaştırmalıyız. Ocaktaki dallar ve sürgünler, ne kadar iyi hava ve güneş ışığı alırsa o kadar iyi gelişir ve verim artar. Bunu sağlamak için ocak içine doğru uzanan dalları ve kurumuş sürgünleri budamalıyız. Ocaklar içinde kendiliğinden gelişen, verim veren ana dallara rakip yabancı sürgünleri ve kök sürgünlerini temizlemeliyiz” dedi.
Sürgünlerin temizleme işlemi sonrasında kullanılan alet ve teçhizatın da temizlenmesinin önemini vurgulayan Yıldırım, “Hastalıklı dallar ve sürgünler budandığında sağlıklı dallara bulaşmalarının önüne geçmek amacıyla budama makası, testere veya çektirmenin mutlaka lizol eriyiği (%3), sodyum hipoklarit (çamaşır suyu; %10’luk) veya göztaşı eriyiği ile dezenfekte edilmesi önemlidir” şeklinde konuştu.
“Fındık Bakteriyel Yanıklığı” hastalığının yoğun olarak görüldüğü bahçelerde budamanın, bakterinin aktif olmadığı kış veya yağışın olmadığı sıcak yaz aylarında yapılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Yıldırım, budanan dalların, sürgünlerin ve yere dökülmüş yaprakların bir sonraki yıl hastalık kaynağı olmaması için bahçeden uzaklaştırılması ya da uygun bir yerde yakılması gerektiğini sözlerine ekledi.
“Toprak analizlerine göre ilaçlama yapılmalı”
Fındık ağaçlarının bir yıl boyunca topraktan sömürmüş olduğu besin maddelerini tekrar toprağa kazandırmak amacıyla gübreleme yapmanın zorunlu olduğunu belirten ve bunu yaparken de ezbere hareket edilmemesine dikkat çeken Yıldırım, analiz işlemi için toprak örneklerinin tüm bahçeyi temsil edecek şekilde tekniğine uygun olarak iki seviyeden (0-30 ve 30-40 cm derinlikten) alınması gerektiğini dile getirdi. Toprak analizlerinin, bahçelerde ne kadar tarım kireci kullanılacağı konusunda yol göstereceğini söyleyerek açıklamalarına devam etti.
Kireç uygulamasının Kasım-Aralık aylarında yapılmasının yararlı olacağını söyleyen İsmet Yıldırım, ”Fındık bahçelerinde toprağa kireç uygularken dikkatli olmalıyız. Kireci önerilen miktarda, dalların iz düşümüne açılan 40-50 cm derinlikteki çukurlara vermeli ve çukurları tekrar toprakla kapatmalıyız. Aşırı kireç kullanarak toprağın pH’sini gereğinden fazla yükseltmemiz, fındık için uygun olmayacaktır” uyarılarında bulundu.
Fındığın kök gelişiminin iyi olabilmesi için, topraktaki organik madde miktarının yeterli seviyede olması gerektiğini ve bunun için de yanmış çiftlik gübrelerinin kullanılmasını tavsiye eden Doç. Dr. İsmet Yıldırım, fındık bahçesinin zemininde otsu (çimen) bitkilerin varlığının, toprağın erozyona uğramasını engelleyeceğini ve toprağa organik madde kazandıracağını sözlerine ekledi. Farklı çim karışımlarının yapılması ve bahçeye yonca ekimi yapılmasının yeşil gübreleme için ideal olabileceğini belirten öğretim üyemiz; fiğ, yabani bezelye, yulaf ve yonca ekiminin yabancı otlarla mücadeleye katkı sağlayacağını ancak bahçeye ekilen otların da zamanında biçilmesinin veya uygun aletlerle toprağa karıştırılmasının önemli olduğunu söyledi.
“İlaçlama ve bahçe bakımı zamanında yapılmalı”
“Fındık Bakteriyel Yanıklığı” hastalığıyla yoğun bulaşık bahçelerde, hastalığa karşı ilaçlamanın sonbaharda yaprakların %75’i döküldüğünde, ilkbaharda ise tomurcukların patlamaya başladığı dönemde yapılmasının önemine dikkat çeken Doç. Dr. İsmet Yıldırım, bakteriyel yanıklığın yanı sıra diğer bir bakteriyel hastalık olan “Fındık Dal Kanserinin” (Nectria galligena) budamadan sonra oluşan yara yerlerinden bulaşmalarına karşı mutlaka %1’lik bordo bulamacı uygulaması yapılmasının gerektiğini belirtti.
Fındıktaki zararlılarla mücadele etmenin önemine değinen Doç. Dr. Yıldırım; sonbahardan başlamak üzere mart ayına kadar mücadele yapılması gereken zararlılardan birisinin, içine yumurtalarını bırakmak için sürgünlerin dibinden başlayarak galeriler açan, dal ve sürgünlerin kurumasına ve kırılmasına yol açan “Dalkıran” (Xyleborus dispar) isimli zararlı olduğunu söyledi. Yıldırım, bu zararlının popülasyonunu azaltabilmek için erginler çıkmadan önce bulaşık dalların kesilerek yakılmasını ve temmuz, ağustos aylarında dallara kırmızı kanatlı yapışkan tuzaklar asılarak mücadele yapılması gerektiğini ifade etti.
Açıklamalarında fındık kurduna da değinen Doç. Dr. İsmet Yıldırım, nisan sonuna doğru fındık kurduna karşı dikkatli olunarak önlem alınması ve bahçe büyüklüğüne göre ocaklarda yapılacak sörveylerde 10 fındık ocağında ikiden fazla ergine rastlandığında ve fındık mercimek iriliğine ulaştığında kimyasal mücadele yapılması uyarılarında bulundu.
Fındıktaki zararlı canlılarla mücadele edilirken dikkat
Fındıktaki diğer önemli zararlının ise “Fındık Kozalak Akarı” olduğunu söyleyen Yıldırım; “Kozalak akarıyla mücadelede, kış sonuna doğru kozalak halini almış tomurcukların kesilerek yakılması büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında dikkat edilmesi gereken ve zaman zaman özellikle taban arazilerdeki fındık bahçelerinde ekonomik zarara yol açan “Amerikan Beyaz Kelebeği” de, mayıstan itibaren karşılaşılabilecek zararlılardandır. Zararlıyla kimyasal savaşıma başvurmadan önce kısa gövdeli ağaçlarda bırakılan yumurta paketleri ve ağaçlarda ağ içinde bulunan larvalar yok edilmelidir. Haziran-ağustos ayları arasında 3-4 cm eninde oluklu karton şeritler ağaç gövdelerine sarılarak ağ ile birlikte toplanan larvalar, doğal düşmanların çıkışına izin veren tel kafeslere alınarak larvaların doğal düşmanlarının popülasyonunun artması sağlanır.” ifadelerini kullandı.
Yörede görülen külleme hastalığından da söz eden Doç. Dr. Yıldırım, ilkbaharda yapraklar orta büyüklüğü aştığında fındıkta külleme hastalığına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, bu dönemde bir yıl önce yoğun külleme görülen bahçelerde kimyasal mücadeleye başlanmasının önemli olduğuna dikkat çekti.
Bahçe bakımında yanlış uygulamalar
Fındık bakımında yapılan yanlış uygulamalara da değinen Doç. Dr. İsmet Yıldırım, fındık bahçelerinde oluşan zararlı ve yabancı otlarla yeterince mücadele edilmediğini ve sadece hasada yakın dönemde yapılan çalışmaların fındığın gelişmesine olumsuz yönde etkilediğini söyledi.
Toprak analizine dayalı gübreleme yapılmamasının fındığın verimini ve kalitesini olumsuz olarak etkilediğini ifade eden Yıldırım, “Özellikle kireç uygulamalarının, hiçbir analize dayanmadan toprak pH’sından habersiz ezbere yapıldığı görülmektedir. Uygulamada ise kireç toprağa serpilmekte ve arkasından çapa ile toprağa karıştırılmamaktadır. Bu sebeple bol yağışlı ve önemli bir bölümü eğimli arazilerde yer alan fındık bahçelerinde uygulanan kireç yıkanmaktadır.” dedi. Bazı bahçelerdeki ocakların içerisinde 10-12 tane dal bırakıldığını ve bunun da olması gerekenden çok fazla olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yıldırım, bazı üreticilerin fındık bahçesine hiç sahip çıkmadığını, Ülkemiz tarım üretiminde önemli bir yeri olan fındığın ikinci bir iş olarak görüldüğünü dile getirdi.
Fındık üretimi daha çok önemsenmeli
Fındık üretimine daha çok önem verilmesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Yıldırım, “Üreticilerimiz fındığa daha çok önem verir, gerekli budamaları yapar, hastalık, zararlı ve yabancı otlarla yeterince mücadele eder, toprak analizi yaptırarak bitkinin gereksinimi olan besin maddelerini tekniğine uygun şekilde verirlerse, fındığın hem verimi, hem de kalitesi artar. Fındık da onların yüzünü güldürür” dedi.
Doç. Dr. İsmet Yıldırım, fındık bahçesinde yapılacak tüm uygulamalar için üreticilerin, Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültemiz Bitki Koruma Bölümü başta olmak üzere, Fakültemizin ilgili bölümlerine ve T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının il ve ilçe teşkilatlarına başvurarak her konuda bilgi alabileceklerini belirterek açıklamalarını sonlandırdı.
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İlgili Haberler



sanalbasin.com üyesidir




Haberi Oku