24 Nisan 2014 Perşembe

Bir Hint masalı

08 Temmuz 2011, 19:32
Bir Hint masalı
Nazan Şara ŞATANA

Bir balık düşünün havada!

Nasıl olacak meraktasınız! Bilmiyorum bende meraktayım ama balık havada. Altında bir havuz misali su birikintisi var üstelik birikintinin çevresi yuvarlak. Buda hoş. Peki, yuvarlak havuz misalinin etrafında insanların ne işi var derseniz şaşırırım. Ben insan falan görmedim. Ya da dikkat etmedim. Bir dakika. Evet insanlar. Kalabalıklar…

Şimdi durun burada şaşıracaksınız. Zira ben bir hayli şaşkınım. Sayısını bilemediğim kadar insan çepe - çevrelemişler havuz benzeri yuvarlağın çevresini! Ne yapmaktalar asla anlamadım. Bir gariplik var. Fotoğraf makinesi zum hesabına gidilince ortaya çok daha garip bir şey çıktı.

Bu insanlar çıplak.
Kral çıplak, çocuk feryatta…
Kral çıplak.

  1. Bu neyin gerçeği, kimin söylemekten çekindiği, neyi anlatmakta bu insanlar? Niye havuz benzeri yuvarlağı tutmaktalar ve niye balık havada!
    Bu görülenin eskilerle bir ilişkisi var mı?
    Sanmıyorum. Asla gördüklerim bende eskileri sezinletmedi.
    Daha bir ilerilere, belki birazda fantastik dünyaların temelsiz gösteri şekline döndü.


Yoksa eskilere çok eskilere gidilse… Gidilse denilince düşündüm, neden olmasın biraz eskilere değil çok eskilere olsun gezimiz. Elimize geçmez ama hayal edebiliriz, düşünebiliriz.

Üç bin yıl önceden, yani inanılmaz eskilerden başlayabiliriz.

Hayal bizim hayalimiz, ne kadar eski istiyorsak o kadar eskitiriz düşüncelerimizi kim karşı çıkacak, bağıracak, kim bize Kral çıplak diyecek ki!

Üstelik adam akıllı giyiniğiz. Mevsim kış, dışarıda soğuk rüzgâr sert suratı ile esiyor, üflüyor hatta haykırıyor.
‘Üşüyün, titreyin’

Üşürüz üşümesine de Allah’a hamdolsun evdeyiz. Ve evimiz sıcak. Öyle öf, püf çok sıcak dedirtecek cinsten değil ama üşümüyoruz da. Açıkçası, kalın giysilerle birlikteyiz. Konumuzu dağıttık toparlayalım. Masal usulü bir şeyden söz edeceğim size. Örnekleme yapalım. Diyelim ki; Elimizde bir din kitabı olsa bunun adı da;

Rigveda olsa.

Bu bir din kitabı olsa ki öyle zaten! Burada olmayan bizim yanlış insanlar olduğumuz. Bu aslında Hinduların en eski din kitabı, burada bir terslik yok. Acayiplik bir Hintlinin değil de, bizim elimizde olması. Olsun hayat sürprizlerle dolu değil midir? İyide nereden çıktı bu kadar eski Hindu din kitabı?
Ve ne alaka!

Mitolojiler arasında herhalde en karışığı Hintlilerde…
Karışıklık denilince, bu balık havada ne halt ediyor diye düşününce, karışıklık bana başka bir karışıklığı anımsattı.

Rigveda için garip bilgiler var.

Garip tanımlanması size de garip gelmiş olabilir ama böyle.
Bu kitabın efsaneler ortaya çıkmadan önceden var olduğu söylenir. O zaman bu garip değildir de nedir? Şimdi sıkılsanız da, sıkılmasanız da kararlıyım bu kitaptan, onunla ilgili birçok şeyden söz edeceğim.

Televizyon kumandası yok elinizde, nasıl olsa başka bir düğmeye basamayacaksınız, dergiyi kaldırıp atamayacaksınız, insanız meraktayız.

Tamam, hazırız, anlatıyoruz.

İlk düşünürler, bu kitabın tanrıları üç gruba ayırdığını söylemişler. Bakın şimdi siz bu işe. Yahu geçelim böyle şeyleri dediğinizi duyuyorum ama olsun.

Dinleyin siz hiç mi masal dinlemediniz.

Buda bir masal sadece farkı çeşitliliği! Şimdi dedim ya üç gurup.

Birinci gurup; gökyüzünde yaşayanlar.
İkinci grup; yeryüzüne yakın yaşayanlar,
Üçüncü gurup; Yeryüzünde yaşayanlar.


8045Parsel, parsel parsellemişler dünyayı. Bu bir türkümüydü benim kulaklarıma gelen melodide hissettiğim!
Akıl karışık, kafa tümden gitmiş, tabi sizlerden ziyade şaşkın halim. Hani bir hikâye anlatılır denir ki; Bunlar kendi aralarında üçe bölünürler,
Her üçünün gideceği yön diye uzatmadan anlatmak gerekir ki ben de öyle yapacağım.

Şimdide sıralayalım.
Siz hala niye bunları, okuyor ya da dinliyor uz’un telaşı içindesiniz. Çok farkındayım. Bu arada, arada bir estirten Kral çıplak hikâyesi de var ne alakalarla bilemiyorsunuz. Sanmayın ki bir baskı ile karşı karşıyasınız. Asla öyle bir niyet yok. Bu direk istek! Yanında küçücük lütfen ve rica var.
Sabırlı olun. Sonunda iyi bir öğreti gelecektir mutlaka size de, bana da… Tek yapmamız gereken sabır. Sabır erdemdir diyeceğim bu da sizin ruhunuzu pohpohlamış olacak, beni dinlemeye daha bir niyetleneceksiniz. Söz veriyorum.
Bekleyin mutlaka kral çıplak çıkacak. Biraz sabır.

Yeryüzünde; ateş tanrısı Agnis.
Havada; fırtına tanrısı İndra…
Gökyüzünde; güneş tanrısı Surya


En önemli tanrıyı unutmamak gerekir ki ben unuttum hemen ilave edelim. Bu tanrının adı Dyaus’muş ve Gökyüzünün kendisiymiş öyle diyorlar bana göre masal. Bir masal ki bakın uzantısı Hindistan’dan Yunanistan’a kadar gidiyor. İlave ediyorlar; Buda bir çeşit Zeus. Şaşırdınız! Bu da nereden çıktı diyenleriniz oldu. Yine kral çıplakmış gibi mi hissettiniz. Bende…


Dyaus buradaki tanrıların tanrısıymış!

Hep birlikte masallardayız demiştim başında benden günah gitmiş vaziyette şimdi.

Şimdi sıra geldi bunların maharetlerini sıralamaya.


İlk başta en güçlüden başlayalım. Tanrılardan en güçlüsü İndra'ydı…

Felaket bir Tanrı? Söylerken bile bir tuhaf oluyorum ama ne yapalım bunun adı mitoloji. Hayal âlemi. Neyse detaylardan vazgeçiyorum. Siz zaten biliyorsunuz. İndra, yıldırımlar yağdırarak dağları delik deşik edermiş.

İyi tarafı da varmış, hakkını yemeyelim.
Dağların içinde suları tutsak eden canavarları öldürürmüş. Suyu tutsak etmek!
O zamanlar suları canavarlar tutsak ediyormuş, şimdi küresel ısınma suyu buhar ediyor, yok ediyor. İsimleri değişmiş sadece neticede su ise konu öylede yok böylede yok. Bir çözüm ise…

O zamandan, onlar istediklerinde canavar yok, su var.
Ya şimdi biz hangi canavarı değil de!
Canavarları yok edeceğiz ki sularımız olsun!
Bunu da bilmiyorum ve neyseleri artırarak devam ediyorum.

İndra’nın yaptıklarını tamamlamadan başka bir şeye geçmek hata oldu. Ben tamamlamalıyım ki, öyle akıllarda kalmasını sağlamalıyım.
Evet, İndra bitkilerin büyümesini, sağlayan yağmurları getiren fırtınaları sağlarmış. Bakın işe... Fırtınanın gelişine. Hani derler ya perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.

Bu İndra, şimdiki küresel ısınmadaki su yokluğunu o sittin seneler önce halletmiş ya! Tabi’i ki fırtınaları da getirecek. Güç onda misali! Anlayacağınız.
Laf aramızda üstelik onu adama da benzetirlermiş.

Oysa Agni neye benzetiliyor. Ateşe!

Ateşe benzediği yetmiyormuş gibi

Üç bacağı ve yedi ışını da varmış.

Agni! Çok ta parlakmış. Alev rengindeymiş. Daha korkmadınızsa bir ilave daha yapayım size bunun bin gözü varmış. Her şeyi görürmüş!


Yani bu kralı görse anında Kral çıplak diye bağıracak cinstenmiş. Sonra iki tanrı daha çıkmış ortaya ama bunlar çıktıkları gibi gitmemişler kalmışlar.

Hala kalmış vaziyetteler oralarda…


Bunlar Vişnu ile Şiva…

Eee bize ne diyorsunuz değil mi? Biliyorum biraz sabır…

Bunlar Hinduların baş tanrıları öyle kolay mı geçmek canım. Vişnu’yu şöyle betimleyelim. Bu şimdi bir kartalın üzerinde olsun, dört adette kolu olsun. Ne dersiniz. Canım ben söylemiyorum ki bu öyle zaten… Bunun bir özelliği var Tanrıların tanrısı Zeus gibi istediği kılığa girebiliyormuş.

Bazen bir insan, bazen bir hayvan!


Bazen de çıplak kral. Kim bilebilir. Kimse!

Bu arada Vişnu var ya o bazen üç kafa görülüyormuş, bazen beş kafa bazen de daha çok. Keyif onun ne kadar isterse o kadar görülüyor. Keşke bizimde elimizde böyle bir imkân olsa! Kim bilir kimlere nasıl görülürüz. Bu kanımca zalim! İnsan kafataslarından oluşmuş zincir taşıyor. Of ya bu ne be… Mitoloji eşittir masal. Masallarda her şey olur. Neden olmasın ki… Zaten çok gariplikler var benim aklımın almadığı.

Hem bebekleri dünyaya o getirir diyorlar.
Hem dünyanın sonunu o getirecek diyorlar.


Bu bir çelişki değil midir? Bence çelişkidir. Ya da bu bir mitolojik öğedir.
Onlarda tanrı çoğalmış sonraları.


Bazen ırmak, bazen kuyu, bazen de dağ, taş, ağaç, hayvan. Çok yani çok…


Bunlar madalyonun bir yüzü, bir yüzü daha var ki sabrınızı deniyorum tamam dinleyebilir haldesiniz. Meraklanmışsınız oh be bunu sağlamışım sevindim.

Bir de Brahma var.

Brahma zaten yokluk demekmiş. O varken başka bir şey yokmuş. O yapmış her şeyi tüm canlıyı. Nasıl mı? Canı sıkılmış kendinden kendine bir eş yapmış, üremiş - üremiş, sonra ineğe eşini yaratmış, inekler çoğalmış. Sonra ata dönüşmüş. Çiftleşmiş atlar ve bilumum hayvanları böylece yaratmış. Sonra yine eski haline dönüşmüş. Bir de bakmış tek. O zaman demiş ki niye tekim.


Maya’yı yaratmış.

Maya ne biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz.

Maya eşittir; İllüzyon’un Hintçesi…

Sonuna doğru toparlamak gerekir demekteyim ve toparlamaya çalışmaktayım.
Hindu kutsal kitaplarına göre her şey ‘bilinç’ten gelmedir.

Maya enerjisiyle varlığa kavuşan madde ve dünyada bile bilinç her yere yayılmıştır.

Öyle diyorlar ve öyle düşünüyorlar.

Yine şaşırtıcı bir şey söyleyeceğim. Onlar diyorlar ki; Madde ve öznel olarak algılanılabilen her şey; Örnek verdiğimiz zaman; Dünya, evren diyebiliriz. Bunlar bilinçten yanıltıcı Maya enerjisi sayesinde evrimleşmiştir. Aynen böyle demektedirler. Yani Maya ne yapmış. Dünyayı ve maddeyi bize görünür kılmış.
Böyle bir şey olabilir mi?

O zaman Kral zaten dünden çıplak.

Birde şöyle diyorlar. Göreli dünya ise mutlak gerçeğin çarpık olan bir yansıması yani başka bir deyişle ‘illüzyon’dur. Buda ne demektir. Açıklamasını hemen yapacağım.

Yanılsama, göz bağcılık ve yanılmaca…
Aslında biz dünyada değiliz.
Dünya bizim zihnimizde.

O zaman Kral her zaman çıplak. Çocuk yansımayı görüyor biz her şeyde olduğu gibi bunda da ayakta uyuyoruz. Olabilir mi böyle şey oluyormuş. Bu bir enerjiymiş.

Birde Maya’nın örtüsü var.

Bakın bu da çok önemli okudukça şaşırıyorum ve sizleri de şaşırtmak istiyorum.

Maya Hindu inancında çok anlama geliyor. Temelde hem Tanrıça Maya’dır.

Hem de İllüzyon kavramına tekabül eder.
Bakın dikkatinizi lütfen verin.
Diyorlar ki; Maya’nın örtüsü olması iyi bir şeydir. Çünkü tanrıçayı ve metaforik yani değişmeceli olarak hakikati çıplak olarak gören insan yanacaktır ya da delirecektir.
Şimdi anladık, neden çocuk görüyor, büyük görmüyor.
Çocuklar o kadar çok şeyi görürler ki, sanırız bilmiyorlar, görmüyorlar, anlamıyorlar.
Oysa kralın çıplak olduğunu söyleyecek kadar cesurlar.
Onlar yalanı, riyayı bilmiyorlar.
Onlar sade yalın yaşıyorlar.

Onların akıllarına daha zehir, Ağu, kötü tohumları serpilmemiş. Gördüm, söyledim metodu içinde dünya temizi bembeyaz yaşıyorlar. Onlar istiyorsa balık havada oluyor.

Bu onların dünyası… Yalansız riyasız.

Keşke bizlerinde olabilse!


Nazan Şara Şatana

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    sitene ekle
    Nöbetçi Eczaneler
    İL İL YEREL HABERLER
    GAZETE MANŞETLERİTümü
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    TFF 2.Lig Beyaz Grup
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    ARŞİV
    

    sanalbasin.com üyesidir