DÜNYA:
Ömer Çelik: '6 Ayda 2 Ayrı Faslı Açmamız Neleri Başarabileceğimizi Ortaya Koymuştur”
banner568
AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, “Uzun zamandır Türkiye-AB müzakerelerinde süregelen durgunluğun ardından 6 ay içerisinde 2 ayrı faslı müzakerelere açmamız, aynı stratejik anlayışla hareket ettiğimizde neleri başarabileceğimizi ortaya koymuştur” dedi.
AB üyelik müzakereleri kapsamında bugün 33. faslın açıldığı Türkiye-AB Hükümetler Arası 12. Katılım Konferansının ardından AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Maliye Bakanı Naci Ağbal, AB’nin Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn ve AB Dönem Başkanı Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Bert Gerarad Koenders birlikte basın toplantısı düzenledi.
AB Komiseri Johannes Hahn ve Hollanda Dışişleri Bakanı Bert Gerarad Koenders’e İstanbul’da gerçekleşen terör saldırısından dolayı, Türkiye’yle yan yana durdukları ve teröre karşı verdikleri desteklerden dolayı teşekkür eden Bakan Çelik, “Kuşkusuz, ülkemin bu zor günlerinde, dostlarımızın yanımızda olması, Avrupa kurumlarının terörü lanetlemesi ve bu lanetli terör eylemlerine karşı Türkiye ile ortak bir dayanışma sergilemesi, ülkemiz için AB için ve tüm dünya için önemlidir” dedi.
Katılım müzakerelerinin başladığı 3 Ekim 2005 tarihinden bu yana bakanlar düzeyinde gerçekleştirilen Türkiye-Avrupa Birliği 12. Hükümetler Arası Katılım Konferansı’nı bugün gerçekleştirdiklerini ifade eden Ömer Çelik, “Bu Katılım Konferansı’nda 33 No’lu ‘Mali ve bütçesel hükümler faslı’nın müzakereye açılmış olmasından dolayı büyük memnuniyet duymaktayız. 14 Aralık 2015 tarihinde, 17 No’lu ‘Ekonomik ve parasal politika faslı’nın açılmasının ardından 33 No’lu ‘Mali ve bütçesel hükümler faslı’nın müzakerelere açılması, Türkiye-AB ilişkilerinde yakalanan olumlu atmosferin somut kazanımlarının devam ettiğini göstermektedir. 33. faslın açılması ile birlikte katılım müzakerelerinde 16 fasıl açılmış, bir fasıl ise geçici olarak kapatılmıştır. Tam üyelikle doğrudan bağlantılı olan ve üyelikle birlikte Avrupa Birliği bütçesine aktarılacak öz kaynaklara ilişkin kuralları içeren bu faslın müzakerelere açılması hem Türkiye’nin hem de AB’nin Türkiye’nin AB’ye üyelik hedefine olan bağlılığının en somut göstergesidir” dedi.
6 AYDA 2 AYRI FASLIN AÇILMASI
Bu süreçte, gösterdikleri yapıcı yaklaşım ve işbirliğinden dolayı Hollanda dönem başkanlığına ve Hollanda Dışişleri Bakanı Sayın Bert Koenders’a, Konsey Sekretaryasına, AB Komisyonuna ve faslın açılmasına destek veren tüm üye devletlere teşekkür ettiklerini söyleyen Bakan Çelik, “Uzun zamandır Türkiye-AB müzakerelerinde süregelen durgunluğun ardından 6 ay içerisinde 2 ayrı faslı müzakerelere açmamız, aynı stratejik anlayışla hareket ettiğimizde neleri başarabileceğimizi ortaya koymuştur. Büyük bir Avrupa gücü ve büyük bir Avrupa demokrasisi olan Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinin, Türkiye’nin yararına olduğu kadar AB’nin büyük krizler karşısında yeni mekanizmalar, yeni ittifak alanları oluşturabilmesi ve Avrupa vizyonunu güçlendirebilmesi için de son derece önemli olduğunu düşünmekteyiz” diye konuştu.
GÖÇ ALANINDAKİ İŞBİRLİĞİ DİĞER ÜLKELER İÇİN İLHAM VERİCİ ÖRNEK
Göç krizindeki işbirliğinin ve birebir uygulamasındaki başarının, Türkiye-AB birlikteliğinin krizler karşısındaki işbirliği kapasitesinin kanıtı olduğunu belirten Çelik, “Bugün Türkiye-AB arasında göç alanındaki işbirliğinden övgüyle bahsetmekteyiz ve bu işbirliğinin sonuçlarının diğer ülkeler için ilham verici bir örnek olarak gösterilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Türkiye-AB birlikteliğinin üyelik yoluyla kurumsallaşması ve kalıcı hale getirilmesi ile karşı karşıya olduğumuz sınamaların üstesinden daha sistematik ve etkili bir şekilde gelebileceğiz” dedi.
AB’NİN SORUNLARA KALICI BİR ÇÖZÜM ÜRETMESİ GEREKMEKTEDİR
AB bakımından sınamaların her geçen gün daha zorlu hale geldiğini söyleyen Bakan Çelik, “Son 10 yılda yaşanan çoklu krizler aşılabilmiş değildir. Kuruluşunda esas alınan felsefe AB için yolun sürdürülmesine yeterli olmamaktadır. Yarım asrı aşkın bir bütünleşme sürecinde olan AB’nin sorunlara kalıcı bir çözüm üretmesi gerekmektedir. Bugün Avrupa projesinin geleceği için en önemli tehlike, aşırı sağ akımlarının, yabancı düşmanlığının, İslamafobi ve anti-semitizmin yükselmesi suretiyle Avrupa’nın üzerinde yükseldiği değerlerin karşı karşıya bulunduğu tehdittir. Aşırı sağ akımlar kendilerini Türkiye düşmanlığı üzerinden ifade ediyor gibi gözükse de Türkiye karşıtlığı aslında Avrupa karşıtlığıdır. İslamafobi, anti-semitizm, yabancı düşmanlığı ve AB karşıtlığı, aslında aynı çarpık zihniyetin farklı tezahürleridir. Oy kaygısıyla aşırı sağ söylemlerini benimseyen ana akım siyaset, rakiplerinin gücünü azaltmaktan ziyade, bizatihi, aşırı sağın, çarpık ve radikal söylemlerinin yerleşmesine sebep olmaktadır. Bu anlamda Brexit referandumu çarpıcı bir örnektir. Ana akım partilerin, yabancı düşmanlığı ve İslamafobi cephesine savrularak Türkiye’yi eleştirme üzerinden söylem geliştirdiklerinde başarılı olamadıkları görülmüştür. Bu sonuçtan ders çıkararak aklıselim sahibi Avrupalı liderlerin, bu akımların etkisinde kalmamaları, seslerini yükseltmeleri, sorumluluk almaları ve bu gidişata dur demelerinin zamanı gelmiştir” diye konuştu.
BREXIT SONRASINDA NASIL BİR AVRUPA ORTAYA ÇIKARSA ÇIKSIN…
Bakan Çelik sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Avrupa bütünleşmesi kendi içindeki sorunlara çözüm bulmadan, ne yakın coğrafyasına ne de uluslararası topluma umut vaat edebilir. Bu durumda AB’nin kendi geleceği açısından artık önlem alması bir zaruret teşkil etmektedir. Yeni reformlar zorunludur. Avrupa’nın yeniden inşasını birlikte düşünme zamanıdır. AB’nin yeni bir heyecana, yeni bir inandırıcılık aşısına, taze bir başlangıca olan gereksinimi açıktır. Böyle bir başlangıcın, Türkiye’ye de cesaretli bir bakışı öne çıkarması gerekecektir. Türkiye-AB birlikteliği, bugün her zamankinden daha fazla ilerleyebilecek potansiyeli ve katma değeri içinde barındırmaktadır. İlişkilerimizin gerçek potansiyeli ancak açık bir üyelik perspektifi ve güvenilir bir katılım süreci çerçevesinde tam olarak ortaya çıkabilecektir. Bu kapsamda tüm fasıllarda ilerleme kaydedilerek katılım sürecinin hızlandırılmasının önemi ortadadır. Brexit sonrasında nasıl bir Avrupa ortaya çıkarsa çıksın, bu Avrupa fotoğrafı içerisinde Türkiye’nin konumunun güçleneceği ve Türkiye’nin içinde yer almadığı her fotoğrafın eksik kalacağı bir gerçektir. Türkiye, AB etrafında yaşanan dinamiğin ayrılmaz bir parçası olup, kararlı iradesiyle Avrupa’nın yeniden inşasının güçlü bir aktörü olacaktır. Avrupa’nın geleceğinin şekillenmesinde şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da her zaman Türkiye’nin söyleyecek sözü olacaktır.”


Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İlgili Haberler



sanalbasin.com üyesidir




Haberi Oku