EĞİTİM:
Bakan Elvan Rektörlerle Bir Araya Geldi
Kalkınma Bakanı Elvan, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde en temel problemlerden birisi nitelikli bir insan alt yapısına sahip olamamamız" dedi.
Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, ’Üniversitelerin Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Toplantısı’nda üniversite rektörleri ile bir araya geldi. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantı Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç ve üniversite rektörlerinin katılımıyla gerçekleşti.
"KENDİ ÖZ ELEŞTİRİMİZİ DE YAPMAMIZ GEREKİYOR"
Toplantıda konuşma yapan Bakan Elvan, "Bugün burada yeni kurulan üniversitelerimize nasıl ve ne şekilde bir yol haritası oluşturabiliriz düşüncesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Türkiye’de 81 ilimizde şu anda üniversite var. Biz bu üniversiteleri kurarken, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerimiz başta olmak üzere illerin gelişmesine, kalkınmasına katkı sağlamasını, oradaki istihdama katkı sağlamasını bir anlamda nispeten geri kalmış yörelerimizin daha güçlenmesini hedeflemiştik. Ancak süreç içerisinde tabii ki kendi öz eleştirimizi de yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Süreç içerisinde bu üniversitelerimizde aynı akademik birimlerin oluşturulması ve birbirine benzer bir yapıya dönüşmeleri, bir taraftan o üniversitelerimizin, ilimize o bölgemize olan katkısını sınırlı düzeyde tutmuştur" diye konuştu.
"2015 YILINDA 2 MİLYONUN ÜZERİNDE KİŞİ ÜNİVERSİTE SINAVINA GİRDİ, BUNLARIN YÜZDE 27’Sİ ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ VEYA ÜNİVERSİTE MEZUNU"
Elvan, hedeflemiş oldukları noktaya henüz ulaşmadıklarını belirterek, "Bir misyon farklılaşmasına gidilmesi, üniversitelerin ihtisaslaşmasının sağlanması, üniversitelerin yerel ve bölgesel kalkınmaya olan katkılarının sağlanması amacına yönelik olarak YÖK Başkanımız bir çalışma başlattı, Kalkınma Bakanlığımız da bu çalışmanın içerisinde, her türlü desteği verdik bundan sonraki süreçte de vereceğiz. Her ne kadar Yükseköğretim ile ilgili hükümet programlarımızda birçok husus yer aldı, Yükseköğretim sisteminin gözden geçirilmesine yönelik bazı çalışmalar başlatıldı ama bazı gerçekleri de görmemiz gerektiğini düşünüyorum. 2015 yılında 2 milyonun üzerinde kişi üniversite sınavına girdi, bunların aşağı yukarı yüzde 27’si üniversite öğrencisi veya üniversiteden mezun olmuş olan kişilerden oluşuyor. Bunun nedenlerini mutlaka araştırmamız gerekiyor, Kalkınma Bakanlığımız ile YÖK Başkanlığımız birlikte proje başlattılar. Bunlar kapsamlı bir şekilde analiz edilecek ve ileriye yönelik neler yapabiliriz bunları net olarak ortaya koyacağız" ifadelerini kullandı.
"EĞER BİR ÜNİVERSİTE KAMU KAYNAĞI KULLANIYORSA O ÜNİVERSİTE DEVLETE HESAP VERMEK ZORUNDA"
"Öğrencilerimizin yeni yapılan üniversitelerden daha eski ve batıdaki üniversitelere gitme eğiliminin olduğunu görüyoruz" diyen Elvan şöyle devam etti:
"Bunların nedenlerini de araştırmalıyız ve gerekirse bunları önlemeye yönelik bazı tedbirlerin alınmasının önemli olacağını düşünüyorum. Üniversitelerin özerkliği, çok sık kullanılan ama bundan neyin kastedildiğini çok fazla tartışmadığımız bir alan. Eğer bir üniversite kamu kaynağını kullanıyorsa o üniversite devlete hesap vermek zorunda. Ancak üniversitelerimizin kamu kaynağı kullanımı azaldıkça ve dışarıdan gelirleri arttıkça bu üniversitelerimize daha fazla yetki verilmesi, bir anlamda kendi ayakları üzerinde durabileceği bir üniversiteye dönüşmüş yapıda oluşması halinde tam anlamıyla özerk, tam anlamıyla bağımsız bir yapıya kavuşturulmasının da son derece doğal bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Bir anlamda üniversitenin gelişmesine paralel bir şekilde adım atılmasının doğru olduğunu düşünüyorum. Kamu kaynağı kullanıyorsak bu kaynakları da etkili bir şekilde kullanmalıyız, üretken alanlarda kullanmalıyız ve bunun hesabını da vermeliyiz diye düşünüyorum."
"ÜNİVERSİTE VE İL AYNI HEDEFE ODAKLANMAK DURUMUNDA"
Bakan Elvan yeni üniversitelere yönelik yaklaşımları ile ilgili ise şunları kaydetti:
"Yeni üniversitelerimize yönelik yaklaşımımız; bu üniversitelerimize baktığımızda genellikle şehrin dışında bir kampüs alt yapısı içerisinde oluştuğunu görüyoruz. Bu kampüslerde şehirden önemli ölçüde kopuk bir öğrenci hayatı, öğretim üyesi hayatının olduğunu görüyoruz. Halbuki bizim amacımız, üniversitemizin şehirle, toplumla bütünleşmesi. Girdi odaklı bir yaklaşım yerine sonuç odaklı, çıktı odaklı bir yaklaşım içerisinde olmanız gerektiğini düşünüyorum. Herhangi bir üniversiteyi ziyarete gittiğimizde öğrenci sayısı ile ne kadar kapalı alan var bununla söze başlıyor. Bir anlamda niceliksel hususlar daha fazla ön plana çıkıyor. Bizim hedefimiz oradaki öğrenci sayısını arttırmaktan çok topluma, ile, bölgeye üniversite olarak ne katkı sağladık? Mezun olan öğrencilerimizin yüzde kaçını işe yerleştirdik? Bunu ortaya koymalıyız. Eğer gerçekten üniversiteyi üniversite yapmak istiyorsak ne kadar öğrenciyi işe yerleştirdiğimize de bakmamız lazım. Hangi ildeysek bu ilimizin öncelikleri, potansiyeli, hedefleri nelerdir? Bunun ortaya konması lazım. Buna liderlik yapacak olan kurumlar üniversitelerdir. Üniversite ve il aynı hedefe odaklanmak durumunda, bu sağlandığı takdirde o ilin kalkınmasına gelişmesine yönelik ciddi bir ivme oluşacaktır."
"HİÇBİR ZAMAN TEK ÇIKIŞ KAPINIZ ANKARA OLMASIN"
Elvan, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde en temel problemlerden birisi nitelikli bir insan alt yapısına sahip olamamamız. Üniversitelerin birbiriyle entegrasyonu, iletişimi son derece önemlidir. Kampüslerin topluma açılması, o bölgede halkla bütünleşmemiz gerekiyor. Kampüsleri sonuna kadar vatandaşlarımıza açmamız onlarla kaynaşmamız gerektiğini düşünüyorum. STK’larla, iş adamlarıyla işbirliği yürütmek son derece önemli. Birbirinize benzemeyin. Eğer biz rekabet gücü yüksek, gerçekten o bölgeye, ile katkı sağlayan bir üniversite olmak istiyorsak birbirimize benzemeyeceğiz, ihtisaslaşacağız farklı alanlarda. Duvarlarımızı kaldıracağız, duvarlar içerisinde bir yaşam sürmeyeceğiz. Ankara olarak biz her türlü desteği vereceğiz ama hiçbir zaman tek çıkış kapınız Ankara olmasın diyorum. Özellikle destekler konusunda, kendi aranızda da birçok problemi çözebilecek güçtesiniz" değerlendirmesinde bulundu.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Saraç ise, "Yeni YÖK olarak yapısal değişim niteliğinde olan en önemli girişimlerimiz, Kalite Kurulu’nun oluşturulması ve Misyon Farklılaşması Odaklı İhtisaslaşmasına yönelik çalışmalarımızdır. Kalite Kurulu ile ilgili süreçlerimiz kendi başına soyut olup, bunun somuta dönüşmesi ancak misyon farklılaşmasına yönelik süreçlerin doğru anlaşılması ve uygulanması ile mümkün olabilecektir. Bu şekilde de yükseköğretim sistemimizde yapısal değişim süreci gerçekleştirilebilecektir. Aksi durumda başlatılan girişimlerimiz, kurumlarımızın gelişimini değil, en çok korktuğumuz ve istemediğimiz bürokratik bakış ve yapıyı kuvvetlendirecektir" şeklinde konuştu.

NOT: Haber sitemizde Haber Kaynağı belirtilmeyen haberler İhlas Haber Ajansı (İHA)'ya aittir. Haber sitemiz İHA Abonesidir. Kaynağı belirtilmeyen butür Haberleri alıp kullananlar bunun yasal sorumluluklarını kabul etmiş sayılırlar.




Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İlgili Haberler



sanalbasin.com üyesidir


Haberi Oku