EKONOMİ:
Aşut: '2008 krizine teslim olmayan Türk iş dünyası, darbecilerin ekonomik savaşına da teslim olmayacak'
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, Türk iş dünyasının darbe girişiminin ardından da işinin başında olduğunu belirterek, "2008 krizinde bile teslim olmayan Türk iş dünyası, bu darbecilerin ve dış mihrakların ekonomik savaşına teslim olmamıştır, olmayacaktır. Bu konuda vatandaşlarımız müsterih olmalıdır" dedi.
MTSO Başkanı Aşut, Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, FETÖ tarafından 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişiminin ekonomik yansımalarını değerlendirdi. MTSO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıda bir araya gelen Aşut ve Yönetim Kurulu Üyeleri, 15 Temmuz şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.
"Ülkeyi normalleşme sürecine sokmamız gerekiyor"
Konuşmasında, demokrasi vurgusu yaparak birlik mesajı veren Başkan Aşut, Türk iş dünyasının darbe girişiminin ardından da işinin başında olduğunu söyledi. 15 Temmuz darbe girişimini, "Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yıllardır yapılanan bir grup hainin ve ona çeşitli kurum ve kuruluşlarda destek veren destekçilerin bir kalkışma eylemi" olarak niteleyen Aşut, bu kalkışmanın laik Cumhuriyetin temel ilkelerine, bedeller ödeyerek elde edilen demokrasiye ve aziz millete karşı yapıldığını vurguladı. Ancak, bu sefer Türk milletinin demokrasisine ve Cumhuriyetine sahip çıktığının altını çizen Aşut, "Demokrasi nöbetleri ile vatana, Cumhuriyete, demokrasiye nasıl sahip çıkılır gösterdik. Ancak, bir yandan meydanlarda demokrasi nöbeti tutarken, diğer yandan her birimiz kendi çalışma alanlarımıza sahip çıkmaya, eskisinden daha çok çalışmaya devam etmeliyiz. Memleket ve millet adına sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam etmeliyiz. Herkes kendi işinde üstüne düşen sorumluluğu yerine getirerek, çalışarak, üreterek ülkeyi normalleşme sürecine sokmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Ülkemize zarar vermelerine izin vermeyeceğiz"
Başbakan Binali Yıldırım’ın da söylediği gibi ilan edilen Olağanüstü Hal’in (OHAL) milletle bir ilgisi olmadığını dile getiren Aşut, "OHAL bu alçak terör şebekesi, bu gerici, laiklik ve demokrasi düşmanı örgüt için ilan edilmiş bir süreçtir. Mersin iş dünyası olarak bugünden sonra bizim işimiz üretime, ihracata, istihdama odaklanmaktır. Siyaseten hedeflerine ulaşamayan çevrelerin, ekonomik anlamda ülkemize zarar vermesine izin vermeyeceğiz. Mersin olarak, her alanda ve özellikle ekonomisi ile mükemmeli yakalamak azminde ve karalılığındayız" diye konuştu.
"Mersin iş dünyası işinin başındadır"
Darbe girişiminin milleti birbirine kenetlediğini, sanal kutuplaşmaları bir gecede bitirdiğini ifade eden Aşut, şöyle konuştu:
"Mersin iş dünyası işinin başındadır, dünyaya entegredir, üretmeye, yeni pazarlar bulmaya, ihraç etmeye ve iş ve aş vermeye devam etmektedir. Bu olay 2023, cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yılı hedeflerimiz adına bizleri daha da kamçılamıştır. Bu millet, arkasında küresel güçlerin oyunu olduğuna inandığımız bu belayı tek yumruk olarak def ettikten sonra, bu hedefler bize az bile gelir. Gerekirse daha az uyuyacağız, daha çok çalışacağız, daha çok gayret edeceğiz. Çünkü bu, bizler daha güzel yaşayalım, demokrasimiz ve cumhuriyetimiz sonsuza dek sürsün diye canını bu olayda verenlere, şehitlerimize borcumuzdur."
Aşur, 15 Temmuz gecesi yaşanan olayların arkasında son 40 yıldır cumhuriyetin kuruluş ilkelerinden uzaklaşmanın bedelleri olduğunu öne sürdü.
"Türk iş dünyası darbecilere de teslim olmayacak"
Darbe girişiminin Mersin ekonomisine yansımalarını da değerlendiren Aşut, Temmuz ayı bitmediği için ellerinde veri olmadığını söyledi. Ancak, reel göstergelere bakıldığında, mikro anlamda Mersin özelinde bu olaya bağlı yaşanan sıcak bir olumsuzluk olmadığını belirten Aşut, şunları söyledi:
"Mersin girişimcisi işine odaklanmış, üreticisi işine odaklanmış çalışıyor. Dünya ekonomisine entegre bir kent olarak küresel anlamda da olumsuz bir dönüş yok. Makro anlamda baktığımızda ise böylesine büyük bir olay yaşamamıza rağmen dövizde basit bir yükselmenin dışında ki bu da geçici olacaktır, ciddi bir olay yok. 2008 krizinde bile teslim olmayan Türk iş dünyası, bu darbecilerin ve dış mihrakların ekonomik savaşına teslim olmamıştır, olmayacaktır. Bu konuda vatandaşlarımız müsterih olmalıdır."
"Irkçı ve düşmanlık içeren sloganları reddediyoruz"
Mersin iş dünyası olarak tarım, sanayi, lojistik, turizm alanlarında ülkenin öncü kenti olmaya, bu alanlarda devam eden projeleri tamamlamaya yılmadan devam edeceklerinin altını çizen Aşut, Mersin’in hiçbir zaman ağlayan bir kent olmadığını, yaptıklarıyla aldığından fazlasını ülkesine veren bir kent olduğunu vurguladı. Mersin’in Suriyeli sığınmacılara kucak açtığını da anımsatan Aşut, "Bu kent kısa sürede nüfusunun neredeyse dörtte biri kadar göç aldı. Bunu hazmetmek, sorunsuz bir şekilde bu süreci geçirmek kolay değil. Elbette sorunlar var, uyum çabaları henüz yeterli değil, küçük esnafta sıkıntı var, çalışma izinleri, oturma izinleri gibi birçok konuda sıkıntılar var. Ancak, biz en başından beri ’bu bir ekonomik sorun değil, insanlık sorunudur’ dedik. ’Bize kucak açmak yakışır’ dedik. Sorunları el ele çözmek görevimizdir ama bu masum insanlar için kullanılan ve yaygınlaştırılmaya çalışılan ’Mersin’de Suriyeli istemiyoruz’ gibi yakışıksız, ırkçı ve düşmanlık içeren sloganları reddediyoruz. Mersin’in tarihine, ruhuna, kültürüne aykırı olan bu ifadeleri kınıyoruz. Çözüm, bu kardeşlerimizin vatanlarında huzur sağlanana kadar bu kente uyumunu sağlamaktır. Öte yandan Suriyelilerin MTSO’ya kayıtlı şirket sayısı 700’e yakındır. Bunlar çok çeşitli alanlarda üretim yapan, istihdam sağlayan, yasalara göre kurulmuş şirketleridir. Düşmanlığın bize yararı olmadığı gibi, bize yakışan bir şey de değildir. Biz veren el olalım, biz insanlığı kucaklayalım. Eğer 15 Temmuz faciasını def ettiysek, bu hayırların karşılığı olan bu duaların, mazlumun yanında olmanın manevi etkisi unutulmamalıdır" dedi.
"Türkiye’yi ekonomik olarak çökertmek istenen bir proje"
Toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Aşut, doların 3 liranın üzerine çıkması, ihracatta düşüşün devam etmesi ve OHAL’in, önümüzdeki süreçte ekonomide olumsuzluğa yol açıp açmayacağını yönündeki soruya, "Kısa vadelerde ekonominin ani hareketler yapmasının, ülkeyi çok önemli şekilde rahatsız etmeyeceği yönünde. Türkiye, daha farklı şeyleri daha farklı şekilde yaşadı. Şu anda yaşadığımız olay gerçekten dış mihraklı bir gövde gösterisi. Türkiye’yi ekonomik olarak çökertmek istenen bir proje. Burada bize düşen, biz kendi görevlerimizi yapmak zorundayız. Herkes kendi görevini yaparsa, iş dünyası ihracatını yükseltmek için eskisi gibi valizi elinde devamlı dolaşırsa bu işi çok rahat atlatırız. Sıkıntı yok mu, var ama bunlar geçecek. Kısa sürede olan sıkıntılar bizi yıldırmamalı, ekonomiye uzun vadede bakmalıyız. Çünkü yatırımımız, her şeyimiz Türkiye’de. Bir tane vatanımız ve bayrağımız var, bırakıp gidecek halimiz yok. Demokrasiye, cumhuriyete, vatana sahip çıktığımızda ihracattaki küçük düşüşleri de atlatacağız. Rusya krizinde de aynı sıkıntıları yaşadık ve o süreçte arkadaşlarımın hepsi elinde valizleriyle farklı ülkelere giderek, farklı ürünler sunmaya çalıştılar ve başarılı da olduk. Ama bu kez üzerimize farklı boyuttan geliyorlar. Onun için bizim daha güçlü, daha çok çalışarak bu işi daha çabuk atlatmamız lazım. Herkes kendi işini yapacak. Siyasetçi siyasetini, iş dünyası kendi işini yapsın. Bu olay bizi 2023 hedefi için daha çok kırbaçladı. Yılmadan hükümetimizin yanında olarak daha rahat atlatacağımızı düşünüyorum" yanıtını verdi.
Kasım Tanrıöver: "Standard&Poor’s siyasi mühendislik yapıyor"
Kredi derecelendirme kuruluşlarının, darbe girişimi sonrasında Türkiye hakkındaki değerlendirmelerine yönelik bir başka soruya ise MTSO Başkan Yardımcısı Kasım Tanrıöver yanıt verdi. Standard&Poor’s kuruluşunun Türkiye raporunun İngilizce metninin tamamını okuduğunu belirten Tanrıöver, şunları söyledi:
"Bizim Standard&Poor’s ile bir anlaşmamız yok, onun görüşlerinin bizim açımızdan herhangi bir değeri yok. Ama yurtdışı bir firma olduğu için yurt dışında önem taşıyor. Raporda, çok ilginçtir, sadece Türkiye hakkında bir tane ekonomik veri var, kısa vadeli dış borç. Onun dışında raporun tamamı bizde siyasi istikrarsızlık olabilirmiş, hükümet düşebilirmiş, gösteriler artabilirmiş. Bunun bu şekilde olacağını sen nereden biliyorsun? İşte tam tersi oldu, bütün ülke kilitlendi. Siyasi mühendislik yapıyor. Sadece, Türkiye’nin kısa vadede ’2016 sonuna kadar ödemesi gereken 168 milyar dolar borcu var’ diyor ki, bu doğrudur. Bu da bütün AB kriterlerine göre birçok Avrupa ülkesinden daha iyi konumdadır. Yalnız bunu bile hatalı söylüyor. Rakamlar biraz oynayabilir ama bu 168 milyar doların 100 milyar doları devletin, 68 milyar doları özel sektörün. Bu 100 milyar dolarlık devlet parası da bir sene içinde ödenmeyecek zaten. Adamlar bunu bile yazmamış. Bunun 50 milyar doları nakit, şu anda rezervlerimizde var, diğer 50 milyar doları da hazine garantileri, devlet tahvilleri vesaire. Bunların hemen nakde çevrilmesi mümkün değil. Özel sektörün ödeyeceği 68 milyar doların ise belli bir kısmı nakit ödenecek, kalanı da firmaların yurt dışından aldığı malzemelerin borçları. O borçların teminatı var. Onun için biz iyi gidiyoruz. Türkiye çok önemli bir ülke. Türkiye, Almanya’ya 16 milyar dolar ihracat yapıyorsa, Almanya da Türkiye’ye 25 milyar dolar ithalat yapıyor. Bunlar vazgeçilecek rakamlar değil."

NOT: Haber sitemizde Haber Kaynağı belirtilmeyen haberler İhlas Haber Ajansı (İHA)'ya aittir. Haber sitemiz İHA Abonesidir. Kaynağı belirtilmeyen butür Haberleri alıp kullananlar bunun yasal sorumluluklarını kabul etmiş sayılırlar.



Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İlgili Haberler



sanalbasin.com üyesidir
banner529


Haberi Oku