Prof. Dr. Mensur Akgün darbe girişimini değerlendirdi
İstanbul Kültür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mensur Akgün, darbe girişimi ve ardından yaşanan gelişmeler hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Halkın demokrasiye sahip çıkmak için sokaklara döküldüğünü söyleyen Akgün, idam cezası geri gelirse Türkiye’nin hukuk devleti olarak kalamayacağını belirtti.
Türkiye, 15 Temmuz’da şahit olduğu kanlı darbe girişiminin ardından yaralarını sarıyor. Halkın sokağa dökülmesi ve demokrasiye sahip çıkmasıyla amacına ulaşamadan tutuklanan Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisindeki bir grubun planladığı kalkışma eylemi sonrasında birçok konu gündeme geldi. Kalkışmada rolü olan cuntacı askerler için idam cezasının geri getirilmesinden Türkiye’nin NATO’dan çıkarılması söylentisine kadar birçok başlığı değerlendiren İstanbul Kültür Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mensur Akgün, “Bu ülkede Meclis bombalandı, Cumhurbaşkanı’na suikast girişiminde bulunuldu, 300’e yakın insan öldü, bin 500 kişi yaralandı. Genelkurmay Başkanı’nın boynuna kemer takıldı, kuvvet komutanları esir alındı, sokaklarda canımızı teslim ettiğimiz subaylar sadece protesto ettikleri için insanları vurdular, hatta kendi askerlerini vurdular. Ciddi bir travma yaşıyoruz. Bu travma sırasında çeşitli duygusal çıkışların yapılması normal” dedi.
Tüm bu gelişmeler sonrasında rasyonel düşünülemeyeceğini belirten Akgün, “Duygusal hezeyanların en üst noktasındayız. İdam konusunun tartışılarak ayakları yere basan bir siyasetle taçlanması gerekiyor. Çünkü ne idam cezası bir çözüm, ne halkın silahlandırılması bir çözüm ne de bugün gündeme getirilen NATO’dan çıkmak, Amerika’ya düşman olmak gibi söylemler çözüm. Ara yolu bulmak zorundayız. Sağduyulu, akılcı ve Türkiye’ye zarar vermeyecek politikalar izlemek zorundayız. İdam cezası geri getirilirse hukuk devleti ve demokratik bir ülke olarak kalamayız. İdam, ne hukuken ne de etik açıdan doğru bir uygulama değil. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söyleminin de doğru okunması gerekiyor. Kendisi kararı Meclis’e bırakıyor. ‘Eğer Meclis’ten gelirse imzalarım’ diyor. Ben Meclis’ten böyle bir şeyin onaylanacağını düşünmüyorum. Çünkü Başbakan Binali Yıldırım’ın konuşmaları oldukça sağduyuluydu” açıklamalarında bulundu.
“Türkiye’nin NATO’dan çıkarılacağı açıklaması çok talihsiz bir açıklama”
Türkiye’nin NATO’dan çıkarılacağı söylentileri hakkında da değerlendirmede bulunan Akgün, “Türkiye’nin NATO’dan çıkartılması diye bir şey söz konusu olamaz. Türkiye 1949’da Washington’da imzalanan NATO Anlaşması’nın yükümlülüklerine göre NATO’ya üye oldu ve NATO’dan çıkışla ilgili herhangi bir koşul yok. Belirli şartları yerine getirmeyen ülkeler NATO’dan çıkartılırlar diye bir koşul yok. Yani bu İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkmasına benzeyen bir durum değil. Kendi isteğimizle tabii ki taraf olmaktan çıkabiliriz ama üye devletler bizi NATO’dan çıkartamazlar. Sadece bizim siyasi ve askeri taleplerimizi gidermeyebilirler. Örneğin Türkiye’ye yönelik bir risk veya saldırı olduğu zaman NATO’nun Washington Anlaşması’nın 4. ve 5. maddeleri çalıştırılacağı zaman buna karşı tepki olarak ‘Türkiye demokratik prensipleri yerine getirmediği için taleplerini meşru görmüyoruz’ diyebilirler. Ama bunu dedikleri takdirde de NATO caydırıcılığını kaybeder. Çünkü NATO’nun bütün fonksiyonu caydırıcılık üzerine oturuyor. Eğer üyelerinden bir tanesine yönelik olan tehdidi bertaraf etmek konusunda üyelerinden hepsi ortak hareket edemiyorsa zaten hiçbir konuda ortak hareket edemeyecekler demektir. Dolayısıyla bir daha bu ittifakın kredibilitesi olmaz ve söylediklerine hiç kimse inanmaz. ABD Dışişleri Bakanı böyle talihsiz bir açıklama yaptı. Keşke böyle bir şeyi söylememiş olsaydı. Türkiye’yi tehdit edeceğine demokrasi konusunda cesaretlendirebilirdi” ifadelerini kullandı.
“Artık yepyeni bir Türkiye olduk”
Akgün, darbe girişiminin ardından TSK’da başlayan tasfiyelere ilişkin, “Türkiye’nin pek çok güvenlik sorunu var. PKK, IŞİD ve komşularıyla olan ilişkileri bir bütün olarak güvenlik sorunları çerçevesinde değerlendirilmeli. Tabii ki bu darbe girişimi bir güvenlik açığı oluşturdu. Başarıya ulaşmış olsaydı da oluşturacaktı. Ulaşmadığı halde ciddi bir güvenlik açığı oluştu. Hassas bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemi iyi atlatmamız gerekiyor. Şunu da unutmamakta yarar var; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk anlarından itibaren dirayetli şekilde darbeye karşı koydu. Aynı şekilde Başbakan Binali Yıldırım’ın tutumunun da çok büyük bir etkisi var. Muhalefet liderlerinin hep bir ağızdan darbeye karşı çıkmaları da önemli bir rol oynadı. Başbakan’ın da söylediği gibi darbe teşebbüsünün arkasından artık yepyeni bir Türkiye olduk. Artık bütün koşulları yeniden düşünmek zorundayız. Meclis açıldığı zaman siyasi çatışma çıkaracak konuları değil, birleştirici olan unsurları ön plana çıkartan bir çalışma programı ön plana çıkartacaklarını söylediler. Ben bunların hepsini umut vadeden gelişmeler olarak görüyorum. Dolayısıyla HDP’nin demokrasi konusundaki dirayetini de gördükten sonra hükümetin Kürt sorununun çözümü konusunda adımlar atabileceğini düşünüyorum. Bu da PKK’nın meşruiyetini zayıflatacak, elinin güçlenmesini azaltacak bir şey” açıklamalarında bulundu.


Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İlgili Haberler



sanalbasin.com üyesidir




Haberi Oku