ÖZEL HABER:
Röportaj; ''Son Şehzade ve Ben''
Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu 
 

Osmanoğlu İmparatorluğu'nun Sultanı Abdülhamid Han'ın sürgünden sonra Türkiye'de doğan ilk torunu ve şehzadesi; Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu ile sohbetimize başladığımızda ben çayımı yudumlamaya şehzadem’de özel olarak hazırlanmış olan nargilesini üflemeye başlamıştı. Nargilenin yanında sadece su içti. Dört saatten fazla sohbet ettik. Huzur veren sabrı, etkileyici bakışları, ahenkli sohbeti içinde beş dakika bir aradaymışız hazzıyla ayrıldım yanından…
 

Benim bitmek, tükenmek bilmeyen meraklı sorularıma hiç itiraz etmeden, oldukça sabırla cevap verdi. İltifat edildiğinde hep:
 

“Estağfirullah” dedi.
 

Onunla konuşurken etkileniyorsunuz. Tersini söyleyen olursa gerçekten şaşarım. Ona baktığınızda aklınıza, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Sülayman, Abdülhamit Han gelmiyor dersem inanın eksik konuşmuş olurum.
 

Sanki bir yerlerden mehter marşı geliyor, mehteranın sesi geliyor diye düşünürken gerçekte geldiğini Şehzade’min telefonunun müziğinin o olduğunu gördüm.
 

“Şehzadem siz nerede doğdunuz?”
 

“Ben sürgünden sonra yurdumuzda doğan ilk şehzadeyim. 1979 İstanbul, Fatih doğumluyum.”
 

“Osmanlı Hanedanı ile yakınlığınızı sorsam!”
 

“Osmanlı Hanedan ailesinin dördüncü kuşak torunuyum. Biz üç kardeşiz. En büyüğümüz Şehzade Orhan Osmanoğlu, kız kardeşim Nurhan Sultan ve ben.”
 

“Tüm aileniz burada mı?”
 
“Yok değil. Şöyle diyebilirim. Yüzde altmışı burada diğerleri Türkiye’nin başka yerlerindeler, tabi Osmanlı’yı tüm düşünürsek, dünyanın çeşitli ülkelerindeler.”
 

“Şehzadem şimdi ne iş yapıyorsunuz?”
 
“Tekstil ve dış ticaretle uğraşıyoruz. Ayrı bir şirketimiz var.”
 

 “Sizin şu anda tiyatro ve sinema hatta dizi projeleriniz olduğunu biliyorum. Rica etsem onlardan da söz edebilir misiniz?”
 
“Eskitilmiş Kılıç Tiyatrosu'nun ve çalışmalarına başladığımız Sultan Abdülhamid Han'ın hayatını anlatan sinema filminin proje danışmanıyım.”
 

“Sultan Abdülhamit Han’la ilgili Malatya Gerçek Gazetesinde yazı dizisi hazırladım. Şu anda da yayınlanıyor. Sultan II. Abdülhamit Han’la ilgili eskiden itibaren bir çok konu gündeme gelmiştir, çok tartışılmıştır.  Belkide en çok onunla ilgili tartışmalar olmuştur. Fakat son zamanlarda Abdülhamid Han daha bir anlaşılır hale geldi. Yaptıkları, anlatılmaya, konuşulmaya başlandı. Açıkçası bende bu dizi yazıyı hazırlamadan önce onun hakkında bildiklerimle yazı için yaptığım araştırmalarda onunla ilgili edinimlerim arasında çok fark var. Ben onun yaptıklarının çok azını biliyor muşum.”
 
“Haklısınız. Sultan Abdülhamit Han’ın siyaseti ve liderliği fevkalade olduğunu şöyle anlatabilirim. Onunla ilgili dünyanın bir çok devlet adamının, bir çok önemli tarih adamlarının söyledikleri vardır ki, gerçekten gururlanmamak mümkün değil. Düşünün hala dünyanın bir çok yerinde Sultan Abdülhamit Han konuşuluyor. O kadar çok ilklere imza atmış bir Padişahki… Birde yaptığı hayır eserleri varki anlatırken bile duygulanıyorum.”
 

“Biri Darülaceze değil mi?”
 
“Evet. O kadar çok bıraktığı eserleri varki, mesela Kudüs demiryolu muhteşem bir olay.”
 

“Haklısınız ne kadar çok böyle yerler var. Yazımı hazırlarken onları tek tek yazmıştım. Çok büyük işler onun döneminde olmuş.”
 
“Haklısınız.”
 

“Sizin birde film projeniz var.”
 
“Evet. Sürgünden sonra bir şehzadenin yaşamış olduklarını anlatan bir hikâye…”
 

“Şehzadem, size Topkapı Şifresi kitabımdan söz etmiştim. Benim kitabımda da Paris’te yaşayan Osmanlı soyundan gelen, Şezade Fatihcanhan’ın yaşadıkları var. Hiç İstanbul’a gelmemiş olan Şehzade, babannesi Sultan Devlet Hatun’un yönlendirmesi ile kardeşi Rüzgarhan’la birlikte İstanbul’a geliyor ve geldiği gece vuruluyor. Bundan sonra olaylar başlıyor.”
 
“Enteresan bir hikâye.”
 

“Evet. Düşünün ben orada hayalimde bir şehzade yaratmıştım. Kendimce ya da olabildiğince empati yapmaya çalışmıştım. Aynı sizin konumunuzdaydı benim şehzadem’de. Sizi tanıyınca anladım ben boşuna son şehzadeyi yazmamışım. İçime doğmuş. Açıkçası sizi yazmışım.”
 
“Estağfirullah. Kitap ne zaman yayınlanacak? Ben okumak isterim.”
 

“Yayınlanır yayınlanmaz, size bizzat takdim etmek isterim. Sizden bir şey rica edebilirmiyim?”
 
“Estağfirullah buyurun.”
 

“Topkapı Şifresi kitabımın tanıtım gecesine sizi davet etsem şeref verirmisiniz?”
 
“Estağfirullah. Gelirim.”
 

“Çok sağolun Şehzadem. Sözünüzü kesmiş oldum, affedersiniz. Sizin filmden söz ediyorduk.”
 
“Biz bir şehzadenin hayatını anlatacağız. Tabi doğru biçimde. Bizim bildiğimiz halde… Kendi kaynağımızdan doğru aktarmak istiyoruz. Bu gün çekilen diziler, filmler bizi oldukça rahatsız ediyor.”
 

“Aslında sizlerle konuşmak, sizin yapacağınız filmlere destek vermek gerek.”
 
“Elbette. Bizler Osmanlı terbiyesi içinde büyüdük, yetiştirildik. Örf adetlerimizi hep o zamandan bu zamana kendi içimizde yaşattık. Bizlere tarih içimizde büyüklerimizden, büyüklerimize aktarılarak doğru biçimde geldi. Dolası ile bizlerin anlatacağı, yapacağı filmlerin daha doğru olacağını biliyoruz. Biz tarihimizi yeni nesillere en doğru halde aktarma isteğindeyiz. Biz yapacağımız filmle birlikte ilk Sultan Abdülhamit’ten başlayacağız anlatmaya ve sırasıyla diğer Padişahlarımızı da anlatacağız. Dedelerimiz, 600 yıl Devlet-i Aliye-i Osmaniye olarak dünyaya hükmetmişler, onların 600 yıl boyunca yaptıklarını ekrana taşıyıp anlatma isteğindeyiz. Senaryolar şu anda yazılıyor.”
 

“Şehzadem sizin siyate gireceğinizi hatta milletvekili olacağınızı okumuştum.”
 
“Haklısınız. Siyasete girmeyi düşünüyorum. Henüz erken diyorum ama belli de olmaz. Ailemden siyasete giren olmadı, ilk ben olacağım.”
 
Şehzademle uzun uzun konuştuk. Çocukluğundan söz etti, okulda olanlardan!
Futbol oynamasından, Polis muhabiri olarak görev yapmasından.
Ailesinden, günlük yaşamından...
 
Ben bir şehzade ile sohbet ettim. Tarihten konuştuk en çok da Sultan Abdülhamit Han’dan söz ettik…
 
 
Nazan Şara ŞATANA


MGH - Haber Merkezi (Basın Bülteni)

NOT: Haber sitemizde Haber Kaynağı belirtilmeyen haberler İhlas Haber Ajansı (İHA)'ya aittir. Haber sitemiz İHA Abonesidir. Kaynağı belirtilmeyen butür Haberleri alıp kullananlar bunun yasal sorumluluklarını kabul etmiş sayılırlar.




Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
mustafa burgay 4 yıl önce

Nazan hanım, Ellerinize sağlık. Sayenizde tarihi öğreniyoruz. Sizi eleştirecek bir konu bulamıyorum. Sizin gibi eserleri TBMM tarafından takdir edilmiş ve TBMM kütüphanesine konmuş bir yazarı okumak bile bizim için şereftir. Araştırmanın kıymetini bilmeyenler değeri de anlamaz. Araştırın deseniz hazır olanı bile bulup paylaşamaz. Sizi ancak gereksiz ve hayatta birşey elde edememiş, zayıf karakterli kişiler eleştirebilir. Yorum yazsalar e-mail bırakamazlar. Ellerinize sağlık. Sizi herzaman Malatyagercek.com sitesinde görmek istiyoruz.

EDİTÖR NOTU: Sayın Burgay, yazarımız için yazdığınız güzel mesajlardan dolayı teşekkür ediyoruz. Mesajlarınızda e-mail adresi bırakırsanız seviniriz. Sizin gibi değerli insanları tanımak isteriz.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İlgili Haberler



sanalbasin.com üyesidir


Haberi Oku