Yürekli, efendi, hatırşinas, düşünceli dostum…

Ben onunla ilgili haberler yazmaktan her zaman sabırsızlanırım. Sanki çabuk yazmalıyım, hızlıca sanat danışmanım Nilüfer Gül’e atmalıyım o da gereken yerlere göndermeli. Aceleciliğim birilerinin bu üstat hakkında daha çok bilgi edinmesi heyecanıdır. Onun yeri Amerika olmalı diyorum da gülüyor.

“Yapma Allah Aşkına daha burada ben istediklerimi alamadım ki.”

Haklıydı. O gerçekten çok büyük bir sanatçı. Benim yazdığım İdris dizi olacak ve Remzi Evren oynayacak. Bu benim hayalim.

Bu benim isteğim. Bunun için çok uğraşacağım. Soruyorum Remzi Evren’e:

“İdris’te ne zaman oynayacaksın?”

“Yakında diyeceğim ki yakın olsun. Gerçekten bende çok heyecanlıyım bu konuda olacak ama ben kendimi İdris olarak görmeye başladım bile…”

“Sen çok güzel eserlerde de oynadın. Tarihi bir filmde de oynamıştın. Filmin ismi İstiklal’di değil mi?”

“Haklısın. Ben çok hissederek oynamıştım.”

“Biraz konusundan söz edebilir misiniz?”

“Lâpseki açıklarındaki Akbaş mevkiinde tutulan cephanenin, sallarla ve bir avuç kahramanla ele geçirilişinin destansı öyküsü anlatıldı bu filmde…”

“Hatırlıyorum. O zamanda bu konu ve bu film hakkında konuşmuştuk sizinle. Biraz daha içeriğinden söz edebilir misiniz?”

“Edremit Kaymakamı görevinden uzaklaştırılıyor. Adam ciddi bir vatansever... İzmir’i o sıralar Yunanlılar işgal etmişler. Tam o sırada bir haber alıyor. Bir cephaneliğin yerini öğreniyor. Fransızların kontrol ettiği Akbaş adasında binlerce silah ve mermiden oluşan bir cephaneliği Türk askerine kazandırmak için savaşıyor.”

“Çok önemli bir konu…”

“Öyle. Bende arkadaşlarımda oynarken çok duygulu anlar yaşamıştık.”

“Sizi izlerken bir şey dikkatimi çekiyor. Siz oynadığınız karakterin içine mi giriyorsunuz. Diyelim ki Ahmet Beyi oynuyorsunuz o anda nasıl tam anlamı ile Ahmet Bey oluyorsunuz?”

“Geçekten doğru bir tespit… Ben o oluyorum zaten. Bunun tersi bir şey yok. Remzi yok oluyor. Ahmet Bey oluyor. Geçmişim tamamen Ahmet Bey, o anda yaşadıklarım Ahmet Bey, ondan sonra olacaklar da yine Ahmet Bey. Ben gerçekten onun içinde oluyorum.”

“Ben bunun nasıl olduğunu anlayamıyorum. Hiç oyunculuk yapmadım. Sadece şurada bir ortak noktamız var. Şimdi düşününce hatırladım. Haklısınız. Bende yazdığım karakterleri kadın ya da erkek fark etmez. Kendim gibi hissediyorum. Şimdi anladım galiba…”

“Öyle olunmazsa başarılı olunamaz ki…”

“Siz oyuncu koçluğu da yapıyorsunuz. Oyuncu eğitmenliği yapıyorsunuz. Yetiştirdiğiniz çok öğrencileriniz var. Dizilerde çok önemli yerlerde oynuyorlar. Nasıl bir duygu bu?”

“Tarifi zor. Çok duygulanıyorum. Hoşuma gidiyor. Benim çocuklar diyorum onlara. Onları izlerken gözlerim yaşarıyor.”
“Sanat bu işte… Siz M. S. Ü. Resim Bölümü eğitimi almışsınız. Çok iyi bir ressamsınız. Açıkçası üstat… Resim atölyeniz var. Nerede ise her yıl açtığınız sergileriniz var. Resimleriniz harika.”

“Resim denilince ben benden geçiyorum galiba. Boyalar, tuval, şövale, fırçalar, tiner kokusu tamamdır. Müzikle ben benden çoktan geçerim…”

“Siz sizlikten geçince mi bu muhteşem eserler ortaya çıkıyor.”

“Bilmiyorum ki. Ruhum hareket halinde, bazen bir dizi setinde, bazen bir sinema filminde… Bazı zamanlar gencecik öğrencilerimin kalplerinde, çoğu zamanda oyun koçluğunu yaptığım oyuncuların ruhunda. Dedim ya benim ruhum almış başını gitmiş.”

Remzi Evren işte tam o sırada bize bir de şarkı söylüyor. Hafif sesle içimizi ısıtan, ruhumuzu zenginleştiren bir Zülfü Livaneli türküsü…

·Bir şafaktan bir şafağa, bir akşamdan bir akşama, merhaba demeden daha bu gitmeler gitme değil

·Eğil salkım söğüt eğil bu benimki sevda değil, eğil yağmur rüzgâr eğil bu benim ki sevda değil…

Nazan Şara Şatana

NOT: Haber sitemizde Haber Kaynağı belirtilmeyen haberler İhlas Haber Ajansı (İHA)'ya aittir. Haber sitemiz İHA Abonesidir. Kaynağı belirtilmeyen butür Haberleri alıp kullananlar bunun yasal sorumluluklarını kabul etmiş sayılırlar.




Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.



sanalbasin.com üyesidir