Beni soracak olursan
Yaralıyım…
Yağmur dinliyorum bu aralar
Neşet Ertaş dinliyorum
Beethoven

Ve bazen de
Farid Farjad
Engin Noyan’dan esma’ül hüsna yayılıyor
Şimdi de iliklerime…
Çocuk sesleri dinliyorum bir de
Hıçkırık karışmamış
Başımı mı?
Ağrıtmıyorlar____hayır…
Kalakalıyorum öylece
Çoğu anda da

Çağın sesi/ çağın sesi işte
Yoruyor beni! Azizim
Kulaklarım uğulduyor
Gölgeler bile savaşıyor
Kızıl gün batımlarında…

Avuçlarımda siyaset yok bilirsin
Sevmezdim paralel doğruları da matematikte
Dün anlatmak zorunda kaldım
Müfredat gereği
Neymiş o öyle
Birbirine değmeyen uzayıp giden
Doğrular
Sarmaş dolaş olamayan
Kesişmeyen doğrulara doğru mu derim ben
Var işte bir sıkıntı
Ben de sıkılıyorum içten içe…
Sevmiyorum ve de
Ciyak sesleri
Ahengi bozan tiz ve bas sesleri

Geçenlerde çocuklara beyaz fistan giydirmişler
Acımadan üstlerine toprak örtmüşler
Bu nasıl bir ağıttır anlamadım
Cehaletimi bağışlayın
Mezarlıkta değil herkes sokaklarda

Ah kuzularım
Kimseye söylemedim/cenazenize de gelemedim
Lakin okudum bildiğim tüm duaları
Yüreciğimin en deruniyle

Eskiden çocuklar kızamıktan çiçekten tifodan ölürmüş
Nasıl üzülürdüm nasıl üzülürdüm bir bilseniz
Niye o zamanlar bunların aşılarını bulamamışlar diye.
Halalarımın amcalarımın ölüşünü
Teyzelerimin dayılarımın ölüşünü dinlemiştim
Anneannemden babaannemden

Mikroplar mı daha çok acıtır çocukların canını
Kurşunlar mı bilemedim
Kim daha masum

Doktor olacaktım küçükken öyle derdim
Ben de mikropların canına okuyacaktım
Olmadım
Olmadım korktum işte
Ya öldüremezsem onları
Onlar çocukları öldürürse ağlarsam
Hiç susamazsam
Korktum işte

En kolayı idi öğretmen olmak
Çocuk sesleri dinliyorum ben
Başımı ağrıtmıyorlar
Ve yağmur sesi dinliyorum işte
Ve Neşet Ertaş
Sezen aksu/ ada vapuru
Bir ezgiyle kalksam ve dirilsem diyorum
Kuşların kalbinden çalınmış
Cıvıltılı gülüşler dinliyorum

Çağın kokusu nefesimi yakıyor
Çağın sesi kulaklarımı vuruyor

Biliyor musun?
Bazen ben! televizyona da bakıyorum
Gözüm kayıyor aslında
Defterim önümde şiir yazarken
Bir haberle
Bir haberle daha
Sarsılıyorum
Şiir patlıyor defterimin ortasında
Şarapnelleri nasıl vuruyor beni
Ah nasıl vuruyor
Olsun yalnız beni vursun
Beni!
Tıkasam diyorum kulaklarımı
Bölüşemediğiniz şu dünya var ya
Deyip ağzımı bozmak geliyor bazen de ama
Hiç küfretmedim…

Kalemin gözleri doluyor
Yazarken
Niye yazıyorsun yazma madem diyorum
Dokunma diyor
Hani mor rüyaları
Pembe hülyaları yazacaktın
Nafile
Yazamıyor…
Kalemim ağladıkça ben üşüyorum
Üşüyorum
Üşüdükçe dünyanın tüm çocuklarını
Kanatlarımın altına alıyorum
Isıtsınlar diye beni

Ve şiir kırılıyor asrın dişleri arasında
Ezilse de dişlilerde
Bulansa da
Yazıyor kalem

Beni soracak olursan
Yaralıyım
Al yanaklı çocukların kalbiyle
Dua dinliyorum şimdi de
Ve yağmur sesi
Gürültü etmeyin

Nilüfer ZONTUL AKTAŞ

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.