Uçsuz bucaksız deryalara, çiçekli kırlara benzettim onları.

Elazığ Bilgem Koleji ev sahiplerinden, kıymetli yavrularından bahsediyorum.

İsim ve mekan ruhlara ancak böyle yansıyabilirdi.

Genişçe bir alanda ellerinde çiçeklerle bekleyen çocuklar gönül fethini misafirperverlikleri ile yapmışlardı.

Panolarda kendinizle karşılaşmak bambaşka mutluluktu.

Yunusun dizelerinde bulduk kendimizi. Kendi evimiz gibi.

"Ben gelmedim dünya içün

Benim işim sevgi içün

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim."

tecellisi ile kucaklaşma devam etti. Nezih ortamlarında kahvaltı çay muhabbeti beraberinde 100 kadar ana sınıfı, bir ve ikinci sınıf buluşması ile devam etti.

Bu kadar minnak kuzuya bir saatlik sürede "Elif , Küçük Bulutun Öyküsü" masalımı okurken dikkatlerin bende olması drama kısımlarına katılmaları, sorulana cevap vermeleri en çok da yanıma yöreme gelip sarılıp koklaşmamız saflığın duruluğun bize bıraktığı en büyük iz oldu.

Ben kimim çocuklar? sorusuna" Yazarsınız." demeleri ardından yazarın neler yaptığını bilen en küçük yaş grubu ana sınıfı öğrencileri hayretime hayranlık kattı.

Nezih bir konferans salonunda sırayla sınıflarla beraber olduk.

Üç ve dörtlerle ayrı, beş ve altılar, sekizler derken kucaklaşmadığımız yavrumuz kalmadı.

Hayallerimizi konuşalım demiştik, öyle çıkmıştık yola.

Hayalleri olmayan insanların çabası da olmazdı.

Onlarda ki koca yürekleri gördüm.

Hayallerini dinledim. Kimleri kendilerine kahraman seçtiklerini, örnek aldıklarını dinledikçe umut yüklendim sevindim.

Kimi ressamların fırçasını eline almaya,kimi piyanosunu, kimi mikroskobunu, kimi kalemini, kimi, o yüksek hayal gücü ile hayata nice katkı sunması mümkün olacak potansiyelle karşımda duruyordu.

Okuyan gençler vardı karşımda. Edep ve haya içinde dinlediler beni.

Güzel sorularla pekiştirdiler vakti. Sevgi ve disiplinin o güzel hali Bilgem Koleji ortamında söyleşilerimize yansıdı.

Konuşmak keyifti, dinlemek keyifti.

Nezih ortamlarında kitaplarını da imzaladık.

Bu imzalar kitaplarından önce yüreklerimize atılmıştı.

İçine bir kaç şiir de kattığımız söyleşi sanatla yol alan toplumların gönül bağlarının daha kuvvetli olacağı gerçeğini bir kez daha yineledi. Evrensel değerler kendi öz kültürümüzle birleşince kardeşliğimiz, dostluğumuz varlığımız bambaşka anlam kazanıyordu. Tarih kokan Harput 'ta bir öğle vakti kadar bulunmak, tandır ekmeğinin kokusunda, soba başında avuçlarımızı birleştirmiş olmaktı bir başka güzellik.

Başta bu buluşmaya vesile olan Türkçe Öğretmeni Kıymetli Kardeşim Ela Akan olmak üzere Okul Müdürü Feti Ahmet Gül Bey'e, Müdür Yardımcısı Serpil Karadağ, Türkçe Öğretmenleri Yeliz Kılıç ve Ramazan Adıgüzel

 öğretmenlerime ve adını sayamadığım Bilgem'in bilge yüzlü tüm ekibine şükranlarımı sunuyorum.

"Her çocuğa gidiş bir dünya fethidir. Bizi güneş eyleyen onların hangi tarafında durduğumuzdur yavrucuğum."  diyor Ninem Korkut.

Sanat, spor, akademik çalışmalar ve daha nice üstün gayrete şahit olduk.

Yazmak kitaplarla yavrularımızı hemhal eylemek lütuftu Rabb'imizden.

Katettiğimiz Elazığ yolu gönülden gönüle bir yol oldu en başta.

Şükranlarımı sunarken tüm evlatlarımızı sevgiyle kucaklıyorum.

...

Nilüfer Zontul Aktaş

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.