KÜTAHYA:
Osmanlı Türkçesi Kurslarını Tamamlayan Kursiyerlere Sertifika
banner710
Kütahya'da, Sancak Eğitim Derneği tarafından düzenlenen Osmanlıca Kurslarında başarılı olanlar için düzenlenen sertifika töreninde konuşan Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Kemikli, dil olmadan vatan olmaz, dilin kaybı insanın kaybıdır” dedi.

Hayrat Vakfı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında Kütahya Sancak Eğitim Derneğince düzenlenen Osmanlı Türkçesi Kurslarında başarılı olarak sertifika almaya hak kazanan kursiyerler için sertifika töreni düzenlendi.

Kütahya Belediyesi Kültür Sarayı Tiyatro Salonunda düzenlenen program Kur’an-ı Kerim okunmasıyla ve Hayrat Vakfının tanıtımını içeren görsel sunumlarla başlayan programın açılış konuşmasını Hayrat Vakfı Kütahya Temsilcisi ve Sancak Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Muhammet Raşit Şimşek yaptı.

“TARİHİMİZ TOZLU SAYFALARDA KALMAMALI”

2012 yılının Mayıs ayında Halk Eğitim Merkezi ile Hayrat Vakfı arasında imzalanan protokol gereği tüm Türkiye’de Osmanlıca Türkçesini öğrenme kurslarının başladığını anımsatan Dernek Başkanı Raşit Şimşek, süreç içerisinde Türkiye genelinde yaklaşık yüz bin kurs müracaatının olduğunu bildirdi. 1997 yıllarında Kültür Bakanlığı ile bir protokolün imzalandığını ve bu protokol çerçevesinde yaklaşık 5 bin civarında kursiyerin olduğunu, Hayrat Vakfının o günden itibaren bu kurslarla Osmanlıca Türkçesini öğretmeyi kendine görev saydığını ifade eden Şimşek, “Hayrat Vakfı bu kapsamda kendine 2 görev belirledi. Birincisi normal seviyelerde Osmanlıca Türkçesini öğrenmek isteyen kursiyerlere hizmet vermek. İkincisi kurslarda eğitim verecek, daha çok eğitim fakültelerinden mezun öğretmen arkadaşlardan kurs hocaları yetiştiriyoruz. Ta ki bizim bin yıllık mazimiz, tarihimiz, kökenimiz tarihin tozlu sayfaları arasında kaybolup gitmesin” dedi.

Dernek Başkanı Şimşek Kütahya Merkez ve birçok ilçede Osmanlıca Kurslarının devam ettiğini, kurslarda hizmet veren hocaların herhangi bir ücret almaksızın bu çalışmalara katıldıklarını kaydederek tüm kesimlerin Osmanlıya ve Osmanlıcaya sahip çıkmasını beklediklerini sözlerine ekledi.

“DÜNYA DEVLETLERİNİN TARİHİNİ YAZABİLMEK İÇİN OSMANLICA BİLMEK LAZIM”

Yapılan tanıtımlar ve açılış konuşmalarının ardından Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Kemikli de yapmış olduğu söyleşide Osmanlı Türkçesi ve dil konuları üzerinde durdu. 1990 öncesinde Osmanlıca arşivlerini merak edip inceleyen akademisyen ve araştırmacı sayısının oldukça az olduğunu, ancak bu yıllardan sonra bu çalışmalara ilgi duyan akademisyen ve araştırmacılarının sayısının hızla arttığını ifade eden Prof. Dr. Bilal Kemikli, “Ben yarından çok umutluyum. Çünkü tarihini araştıran ve kendi gerçekliğinin farkına varan insanlar yarını çok güzel kurarlar. Bugünü anlamanın yolu dünü anlamaktan, idrak etmekten geçer. İlimle, akılla, gayretle bu ülkenin ve toprağın değerlerinin farkına varmamız gerekiyor. Bugün Ortadoğu’nun, Rumeli’nin yazmak için Osmanlıcayı bilmek lazım. Avrupa’nın tarihini yazmak için bile Osmanlıcaya ihtiyaç vardır. Avusturya’nın, Macaristan’ın, Romanya’nın hatta Almanya’nın, Fransa’nın tarihini yazmak için bile Osmanlıcayı bilmek gerekiyor. Bu yüzden Avrupalılar Osmanlıcayı öğreniyorlar. Bizim bu konuları yeni yeni gündemimize almamız ve yeni uyanışa geçmemiz geç kalınmış değildir. Her şeyin bir vakti zamanı vardır. İnşallah hayırlı olur ve daha ciddi çalışmalar yapılır.”

“OSMANLICA KURSLARI KİTABELERİMİZİ OKUMAMIZI SAĞLASA BİLE YETERLİDİR”

Konuşmalarında insanın değişik tariflerinin olduğunu, kendisinin tarifiyle insanı bir sandığa benzettiğini kaydeden İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kemikli, “İnsan benim tarifimi göre tıpkı bir sandığa benzer. O sandıkta çeyizler, tecrübe, sırlar ve yaşanmışlıklarımız var. Konuşmak o sandığı açmak demektir. Bizim ecdadımızın sandığı ise bize bıraktıkları eserlerdir, kitaplarıdır. Bu Osmanlıca kursları hiç bir şey yapmasa bile Kütahya’da bulunan Osmanlıca kitabeleri okumak, Dönenler Camiindeki “Ya Hazreti Ergun Çelebi” diye başlayan kitabeyi okumak bile yeter. Ulu caminin kitabesini okumak, Vahit Paşadaki medresenin kitabesini okumak, oradaki mezar taşıyla hemhal olmak için bile yeter. Bu bakımdan Osmanlıca kurslarının ve Osmanlıcaya yönelik faaliyetlerin sandığı açma faaliyetleri olduğunu düşünüyorum. Sandık artık açılmıştır.”

“DİL OLMADAN VATAN OLMAZ”

İnsanı ve vatanı oluşturan en önemli öğenin dil olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kemikli konuşmalarını şöyle sürdürdü; “Milletin kurucu olan ve milleti yaşatan beş tane temel esas vardır. Bu beş esas olmadan millet, millet olmaz. Birincisi dildir, ikincisi dindir, üçüncüsü soydur, dördüncüsü vatandır ve beşincisi tarihtir. Dil bunların en başındadır. Dil olmadan vatan kurulamaz. Toprak bütün bu beş unsurun bir araya gelmesiyle vatana dönüşmektedir. Dil, tarih ve insan adeta birbirleriyle aynı şekilde terkip edilmiştir. Çünkü insan konuşan bir varlıktır. Hacı Bektaş-ı Velinin ifadesiyle; “Konuşursanız insanlığımız ortaya çıkar.” Bu üç kavram ya aynı anda vardır ya da yoktur. Birinin varlığı diğer ikisinin varlığını da gerekli kılar. Birinin yokluğu ise diğerlerinin yokluğu demektir. Bir yerde dil varsa insan da vardır. Yahut insan varsa dil de vardır.”

“DİLİN KAYBI İNSANIN KAYBIDIR”

Büyü tarihin, büyük coğrafyanın dilinin de büyük olduğunu, dilin kaybolmasıyla o dili yaşayan insanın kaybolası demek olduğunu anlatan İlahiyat Dekanı Kemikli; “Vakar ve asalet bakımından üst noktaya sahip olan Osmanlıcanın yetiştirdiği Osmanlı insanı, İstanbul Beyefendisi, “Çelebi” gibi tabir edilen insanlar yüksek kültüre sahip insanlardır. Bu insanlar özgüven sahibi vakur insanlardı. Bu insanın sanatı da edebiyatı da çok zengindir. Bugün biz Osmanlıcayı öğrenirken aslında kaybolmuş insanımızı da bulmamız lazım. Kaybettiğimiz insan “Çelebi” “Beyefendi” insandır. İstanbul Beyefendisi kayboldu. Bugün İstanbul’a gidin herhangi birine bir yer sorun, o nazik, o nazenin Beyefendi yok artık. Şunu demek istiyorum. Dilin kaybı insanın kaybıdır. Kaybettiğimiz her kelime bizden bir şeyler alıp götürüyor. Asil olmamız, asil konuşmamız lazım. Nezaketten, letafetten, kibarlıktan neden ödün verelim ki. Mümin nazik olmalı, asaletli, kibar olmalıdır” diye konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından Osmanlıca Türkçesini Öğrenme Kurslarına katılan kursiyerlere sertifikaları verilirken kurslara ve programa emeği geçenlere plaket ve hediyeleri takdim edildi.

NOT: Haber sitemizde Haber Kaynağı belirtilmeyen haberler İhls Haber Ajansı (İHA)'ya aittir. Haber sitemiz daha Önce İHA Abonesiydi. Kaynağı belirtilmeyen bu tür Haberleri alıp kullananlar bunun yasal sorumluluklarını kabul etmiş sayılırlar. Ayrıca, Yorum kısmına kredi reklamı, organ kaçaklığını teşvik edici yorum yapanların IP'leri savcılığa verilecektir.

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner737

Kaymakam Halim: Mutluluğa kurşun sıkmayın
Kütahya’nın Simav ilçesinde, Kaymakam Türker Çağatay Halim başkanlığında gerçekleştirilen yemekli...

Haberi Oku