Toplumsal yaşamımız da, geçmişe iz bırakmış şahsiyetler hakkında efsane kabilinden anlatımlar olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bu şahıslar hakkında anlatılanları iki kısımda değerlendirebiliriz. Birincisi, yaşadıkları gerçek hayat, ikincisi ise sanal hayattır. Araştırmacılara düşen kaynaklardaki rivayetleri iyi tahlil ederek bu ikisini birbirinden ayırmaktır. Yapılan değerlendirmelerin daha doğru ve bilimsel olabilmesi için incelen dönem ve döneme en yakın kaynaklara bakılması gerekmektedir. Bu çalışmamda imkânlar dâhilinde konu ile alakalı kaynaklar kronolojik sıraya uygun bir şekilde incelenecektir.
 
Nureddin Mahmud b. Zengî, hayatı boyunca Haçlı zihniyetine karşı mücadeledini son nefesine kadar vermiş büyük bir şahsiyettir. Özellikle Nureddin Mahmud b. Zengî’nin yaşadığı 12. yüzyıldan günümüze kadar geçen zaman diliminde, bölgenin hala Haçlı zihniyetinin sömürgeci tutumu altında olduğunu müşahede etmekteyiz. Bu Haçlı zihniyetinin dününü ve bugününü ortaya koymadan günümüzü değerlememiz mümkün olmamakla beraber asla da geleceğe bakamayacağımızı asla unutmamalıyız. Bu çalışmamız da özellikle Mustafa Kemal Atatürk’ünde beyan buyurduğu üzere “Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez” sözünün gerçekten konumuzla ilintisini ortaya koymaya çalışıverdik.
 
Nureddin Mahmud b. Zengî, hayatını ortaya koyarak Haçlı Seferlerine karşı koyması ve Haçlıları bölgede tutunmalarına imkân vermeyerek bir çalışmayı başlatarak, gelecek nesile büyük bir miras bırakmıştır. Günümüz Müslümanlarına düşen bu mirasa sahip çıkma adına bölgeyi kan gölüne çevirenlere karşı Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde yeni tutum ve davranışlar sergileme adına bu çalışmamızın fayda sağlamasını ummaktayız.  Bilhassa Nureddin Mahmud b. Zengî döneminde Nureddin Mahmud b. Zengî’ye bölgede en çok kötülük edenler sıralamasında yörenin Haçlıları yanında yörede bulunan Fatimiler de ilk sıralamaya girmektedir. Özellikle de o günün Fatimililerinin yaptıklarını günümüzde İran, Irak gibi mezhepsel yönden Haçlı zihniyeti ile yörenin demografik yapısını değiştirerek, kendi bölgesel otonomisini oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bu zihniyet özellikle arkasına aldığı karanlık güçleriyle beraber yöreyi ateşe atarak Müslümanların birlik ve beraberliğini ortadan kaldırmayı hedeflemektedirler.
 
Nureddin Mahmud b. Zengî, Büyük Selçuklu Devleti’nin parçalanmaya yüz tuttuğu bir devirde, İslâm dünyasının büyük bir çalkantı içerisine düştüğü bir zamanda ve Haçlı ordularının İslâm âlemi üzerine sürekli akınlarda bulunduğu bir tarihte, göstermiş olduğu basiret ve kahramanlığı sayesinde, bu tehlikeleri büyük bir metanet ve cesaretle birer birer defetmesini başarmış çok büyük bir devlet adamı olduğunu ortaya koymaya çalıştık.
 
 Diğer yandan Nureddin Mahmud b. Zengî, Mısır Şiî Fatımî Halifeliği’ni ortadan kaldırıp İslâm dünyasında birliği sağlayarak gelecekteki cihan hâkimiyetinin oluşmasının temellerini atan kudretli bir şahsiyettir. Nureddin Mahmud b. Zengî, elde etmiş olduğu bu başarısını kendisinden sonra devam ettirecek olan büyük komutan ve devlet adamı Selâhaddin-i Eyyûbî’nin yetişmesini sağlamıştır. Her ne kadar kendisinden sonra devleti karışıklığa düşmüş olsa da, Selâhaddin-i Eyyûbî’nin bu boşluğu doldurması, mirasın Eyyübîler’e geçmekle devam etmesini, daha sonra Memluklar ve arkasından Osmanlılara geçmesini sağlamıştır.
 
Eyyübîler Devleti, Nureddin Mahmud b. Zengî’nin kurmuş olduğu devletinin bir devamı şeklinde olmuş, Memluklar Devleti de, Eyyübîler Devleti’nin birçok yönüyle devamı şeklinde olmuştur. Bu üç devletin birbirinden en büyük farkı başlarındaki hanedanlardan kaynaklanmaktadır. Devlet teşkilâtı, maddi ve manevî var oluş sebepleri aynı olması hasebiyle, aralarında hiçbir fark yoktur. Dolayısıyla bu devletler birer Türk devletidir. Bunda hiçbir şüphe yoktur. Bütün İslâm devletlerinde olduğu gibi bu devletler de İslâm’ın birer elmas kılıcı olarak ehl-i küfre karşı mücadele ederek İslâm’ın üstünlüğünü cihana ilân etmişlerdir. İslâmiyet namına vatanlarını müdafaa ederek bütün varlığını bu uğurda harcamışlardır. Nureddin Mahmud b. Zengî ve onun varisi, Selâhaddin-i Eyyûbî, işte bu ruhun temsilcileri olmuşlardır. Bu iki büyük devlet adamının tarihî rollerini de birbirinden ayırmak mümkün değildir. Bazı tarihçiler, bu iki şahsiyeti Türk tarihindeki değerli simalardan sadece Alparslan ve Fatih Sultan Mehmet Han ile mukayese etmektedirler.
 
Diğer taraftan Nureddin Mahmud b. Zengî olmasaydı, Selâhaddin-i Eyyûbî gibi büyük bir devlet adamı yetişemezdi. Selâhaddin-i Eyyûbî gibi büyük bir devlet adamı olmasaydı, Nureddin Mahmud b. Zengî’nin eserinin sona ereceği kanaati bazı tarihçiler arasında yaygın bir kanaat olarak bilinmektedir. İşte bu çalışmamızda Türk-İslam tarihinin ender yetiştirmiş olduğu tarihi kahramanlardan olan Nureddin Mahmud b. Zengî’yi ve özelliklede Haçlılarla yaptığı başarılı mücadelelerini ortaya koyarak yeni neslimize yönelik mesajlar ortaya koymaya çalıştık……

Yukarıda Yüksek Lisans Tezimin konusunun özet kısmından bahisle tamamladım. Sonuçta şu gerçeği gördüm desem yanlış olmaz…”Tarih tekerrürden ibaretmişse”…. Bunu bilebilmek için Suriye’de Yeni Haçlı zihniyetinin eserini gördüğümüz gibi, o günün Fatimililerini de yine Şiilik adına; katilliklerini ve uzantıları olan çakalları görmüş olduk…  Dün Nureddin Mahmud hesaplarını sordu, onların ifadelerini aldı. Sıra onun torunları olan bizde… Şimdi ise herkes bölgenin genetiğini bozup, Büyük İsrail’e malzeme taşıyorlar… Hep bahane … Hep taşeron…. Artık uyanmak lazım değil mi?

Mehmet Emin YAĞMUR             
Turgut Özal Anadolu Lisesi          
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni
İktisatçı/İlahiyatçı/İslam Tarihçisi  
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner687
banner691