Paris’te adı Charlie Hebdo olan ‘’marjinal’’ mizah dergisine yapılan saldırının sıradan bir eylem olmadığı, ‘’üst aklın’’ kurguladığı senaryosuna yabancı olmadığımız yeni bir filmin vizyona gireceğinin açık habercisidir.

Yaşanan Paris olaylarıyla perde arkası farklı stratejik, politik hesapların dışında bir dizi tartışmanın da fitilini ateşledi. 

‘’Batı-İslam’’ ,‘’ kutsal değerler’’ ,‘’ifade özgürlüğü’’

Charlie Hebdo’nun yayımladığı karikatürler milyarı aşkın Müslüman’ın kutsal değer tercihlerini alenen aşağılayıcı, tahkir edici ve yaralayıcıdır. Özgürlük kapsamında değerlendirilemez.

İstihbarat örgütlerinin cirit attığı Paris’in göbeğinde sözde ‘’özgürlük ‘’sınırlarını zorlayan mizahi yayınlarından dolayı aldığı tepki ile güvenliği en üst seviyede tutulan bir yere, eli kalaşnikof silahlı iki saldırganın kimliklerini araçta bırakarak 12 kişiyi katletmesi, sokakta polisle kovalamaca oynaması ve de saldırganların ölü ele geçirilmesi düşündürücüdür.

Saldırıyı yapanların Müslüman olması, sonrasında saldırının ‘’İslam terörü’’ diye servis edilerek Müslümanlara yönelik algı yaratılması’’ kabul edilemez, ahmaklıktır.
Derginin yeni genel yönetmeni son sayının Türkçe basımının özellikle önemli olduğunu söylemiş.

İslam, sevgi, kardeşlik ve hoş görü dinidir. İslam dininde bir insan öldürmenin bütün insanlığı öldürmek hükmünde olduğu unutulmamalıdır.

Carlie Hebdo katliamının ardından Papa Francis açıklamasında’’ Düşünceyi ifade etmenin de sınırları vardır. Anneme küfrederse bir yumruk yemeyi bekleyebilir. Bu çok normaldir. İnsanların inançlarıyla dalga geçemezsiniz.’’

Terörün,  şiddetin dini, ırkı, dili olamaz ve kabul edilemez. Yapılan saldırıyı ‘’Ama’’sız kınıyoruz. 

Olayının perde arkasını araladığımızda Paris ve derginin hedef gösterilmesinin rastlantı olmadığını 11 Eylül 2001 saldırısıyla fitili ateşlenen yabancı düşmanlığı ve 

İslam karşıtlığı, ABD’nin Ortadadoğu da Afganistan, Irak işgali ‘ nin eklentili yeni versiyonu, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgeyi IŞİD üzerinden dizayn etmeye çalışan’’üst aklın’’olduğunu tüm çıplaklığıyla görebiliriz.  

Fransa’nın Suriye de Esad diktatörünün gitmesi, noktasında Türkiye’nin kararlı politikasına ılımlı yaklaşması, Filistin devletinin tanınmasını istiyor olması, karşısında Fransa’ya verilen bir ‘’ayar’’olarak okuyabiliriz.

Almanya da PEGİDA gibi yükselen ırkçı ve İslamofobik İslam karşıtı gösteriler, İsveç te yakılan camiler, İsrail’in mavi Marmara katliamı, Suriye de, Mısırda, Filistin de  ve Gazze de yaşlı, kadın, çocuk demeden acımasızca katledilen insanlar, ve bunlara sesiz kalıp, görmezden  gelen iki yüzlü bir  batı.

Türkiye de yaşananlar

Paris olayları karşısında ‘’İslam bu değil’’ tartışması, gafletine kapılanlar.

Hepimiz ‘’Charlie’yiz ‘’deyip çarliston biber gibi sivrilenler.

Özgürlüğü sınırsız tanımlayıp, bedenindeki zevkin özgürlük sınırına takılanlar 

 Bazı köşelerin aynı karikatürlere köşelerinde ters köşe olup sahiplenenler 
   
Ve Dünya 5 den büyüktür…
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.