Ulusalcı kesimin kum sandığında oyun postal muhabbeti yakıştırması ile tanımlanmış taraf gazetesinde Ahmet Altan’ın istifası gündemde bomba etkisi yarattı.

İlk yıllarda önemsiz sayılan gazete, bu güne kadar muhafazakâr, radikal ve ulusalcı tüm yayın organlarının cesaret edemediği yüksek perdeden attığı manşetleri ile cemaat eksenine oturtuldu.

İster cemaat ister ulusalcı eksende olsun sorgulanmak istenen Altan ve ekibinin kimliğimi yoksa balyoz, Ergenekon savunucularından karşıtlarına, ulusalcısından muhafazakârına, Türk milliyetçilerinden Kürt milliyetçilerine, ortak görüşleri ile adlandırdıkları görev misyonlu Taraf’ın geleceğimi?

Aslına bakarsanız Taraf Gazetesi bir ilke imza atmıştır. Ergenekon, balyoz soruşturmalarıyla ve ordunun terör saldırıları karşısında ihmali ile ilgili pek çok bilgi ve belge yayınlamış, en önemlisi Türkiye’nin normalleşmesi, askeri vesayetin sona erdirilmesi ve demokratikleşmesinde kayda değer mesafe katetmiştir.

Ahmet Altan Liberal, demokrat usta gazeteci yazar kimliğiyle emsalleri arasında pek farklı değildi, farklı kılan gazetenin ilk çıkışında ordu, son dönemde ise iktidara karşı sert muhalefet çıkışları, Kürt milliyetçiliği gibi farklı kavramlarla farklı kesimlerin hassas noktalarına korkusuzca vurgusudur.

Bir zamanlar Allah razı olsun diyen muhafazakârlar diğer yanda cemaat yanlısı diyen, ulusalcılar, Altan’ın istifası ile başladılar misket bombası gibi sağlı, sollu salvolara

Kimi;

Kurulmuş bir koalisyon.

Gazetecilik vakası.

İktidar baskısı.

Hukuksuzluğa, haysiyet, cellatlığına, medya linçine meşruiyet sağladı.

Sözde sızdırılan haberleri manşetine çekti.

Ezber bozdu.

Maddi sıkıntılar.

Manipüle haberlerdi.

Minnettarız diyemem.

Kullanıldı atıldı.

Adını ne koyarsanız koyun. Gazetecilik adına da olsa tarih yazdı. Meclis darbeleri araştırma komisyonu bilgilerine başvurulanların ifadeleri sonucu hazırlanan raporda süreç ile ilgili kişi ve kurumların tam gaz gittikleri şimdi ise geri viteste, sütten çıkan ak kaşık olmadıkları gün gibi ortadadır.

28 Şubat ve öncesinde darbelerle yatıp kalkan nemalanan, medyatikler patron-içeler keşke sizlerde emir ve talimatlardan uzak milletin değerlerine sahip, demokrasi adına balansız manşetler atsaydınız.

Keşke sizlerde yapılan hukuksuzluklar karşısında özgür basın medyacılık adına en az Mehmet Baransu kadar cesur olup bilgi ve belgelerin ortaya çıkarılıp yargıya ulaştırılmasını sağlasaydınız.

Boğaziçi üniversitesinin ‘’Değişen ve Dönüşen Medya üzerine’’ söyleşinde konuşmacı olarak katılan Mehmet Ali Birand konuşmasında 28 Şubat’ta hepimiz sınıfta kaldık. Hem biz hem muhafazakâr medya. O dönemde darbecilik anlayışının insanların genlerine kadar işlediğini ve ‘’Askerdir, ne yapsa yeridir.’’ Anlayışının genel kanı haline geldiğini, dönemin medyasının büyük çoğunluğunun 28 Şubat’a destek verdiklerini, muhafazakâr medyanın ise fazla korkak davranarak, haklarını yeteri kadar aramadıklarını ve ‘’kimsenin yatacak pek yeri yok’’ ifadeleri bana Süleyman Demirel’in dilimize kazandırdığı vecizesi’’ dün dündür bugün bugündür’’ yani nabza göre şerbet sözünü anımsattı.

Taraf’ın da manşetleri kadar hataları da oldu. Bunlardan en çok gündeme geleni NTV ile Muhsin Yazıcıoğlu haberi. Başbakana hükümet te ömür biçilmesi, muhalif sarf edilen sözler.

Basın ne kadar hür olursa olsun, hiçbir zaman hakaretin özgürlüğü olamaz. Her yazının, sözün, kelamın bir üslubu terazisi olmalıdır.

Umarız Taraf demokratikleşme yolunda sürdürmüş olduğu yayınına kesintisiz devam eder.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
banner687
banner691