“Aslında İnsan fıtratında acelecilik vardır. (İnsan pek acelecidir.) (İsra, 11)

İnsan aceleci (bir tabiatta) yaratıldı. (Enbiya, 37)

Bu kadar aceleci olan insan, konu ahiret olunca bir o kadar da aceleci değil tam tersine ertelemeci oluvermektedir.
 
Ahirette kendilerinin ne sonuçlar elde edecekleri hususuna hiç önem vermiyor, hep bu dünyanın lezzet ve faydaları için çalışmak gerektiğini sanıyor.
 
Ne pahasına olursa olsun, bu dünyada kazanmak gerekir diyerek, dünya alış verişinin peşine düşerek geleceğine yatırım yapma yerine peşin alışverişi tercih ediyor.
 
 Bu yüzden ahiretteki bir mükâfat için burada hiç bir zarara uğramayı göze almıyordur.
 
Yüce Allah şöyle buyurur: “Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (âhireti) ihmal ediyorlar.” (İnsan, 27)
 
“Hayır! Doğrusu siz, çarçabuk geçeni (dünya hayatını) seviyorsunuz da, Ahireti bırakıyorsunuz.” (Kıyamet, 20,21)
 
Daha ilkokuldan itibaren test çözmek, dershaneye gitmek, sınava hazırlanmak gibi bir cenderenin içine attığımız çocuklarımız, okullar bitinceye kadar ibadetleri erteliyorlar.
 Okullar bitince, bu sefer de bir işe girinceye kadar yeni bir koşuşturmaca başlıyor. KPSS, görev de yükselme, uzmanlaşma vs.
Emekli olunca da ek iş derdi başlıyor. Emekli olunca ne iş yapa bilirimden başlayarak birçok serüven içine dalışlar yapan insanoğluna ani gelen ölümle beraber, bu kısa ama geleceğin şekillendiği ahiret tarlası hep nadasta kalıveriyor.
Bütün bunlar daha müreffeh ve daha huzurlu bir hayat yaşamak içindir. Peki, kaç kişi hedefine ulaştı?  
Çevrenize bakın kim o özlemini çektiği müreffeh hayatına bu dünyada kavuştu. Belki dıştan birçok örnek verirsiniz. Ama gelin gidelim o misalleri dinleyelim. Ve kaç kişi umduğunu bulabildi? Bu arada hiç yere ertelenen ebedi ve uhrevi istikballer nerde? Onlar ne olacak.
İnsanoğlunun en büyük düşmanı olan şeytanın sinsi telkinlerden biri de dini vazifeleri ertelemeye yöneliktir. Bir saat sonra, bir hafta sonra, bir ay sonra, gelecek yıl veya yaşı daha ilerlediğinde yaparsın gibi tulu emeller…
 Çünkü şeytan, kendi ayağını da bu mantıkla kaydırmıştı. İblis: “Beni, (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar ertele, dedi. Allah: Haydi, sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu” (Araf,14,15)
Şeytan erteleme ile kendini kurtaracağını zannetti. Aynı zanla insanları da kandırmaktadır. Niye namaz kılmıyorsun henüz vakti değil, Kuran ve sünneti tanımak mı? Hele okul bir bitsin! Hac mı? Şimdi erken. Sakal mı? Daha genciz! Cihad mı? Şimdi olmaz güçlenince! Çevremize çocuklarımıza âyet hadis anlatmak mı? O hoca işi gibi bir sürü gereksiz mazeretler… Oysa her vaktin kendine ait bir vazifesi ve bir ibadeti vardır.
Şimdi değil, daha sonra diyenler, tıpkı şeytan gibi kendi sonlarını getirmiş olurlar. Bilmez misin ki, bugün dünün yarınıdır; bugün ne yaptın ki, yarın ne yapacaksın? Öyleyse hemen, şimdi başlayın.
,Çünkü dün öldü, bugün can veriyor, yarın ise henüz doğmadı. Ertelemeyin, ötelemeyin, ileri bir tarihe atmayın.
Yüce Allah şöyle buyurur: “Ertelemek ancak inkârda artıştır.” (Tövbe 37)
Hz. Peygamber de şöyle buyurur: “Erteleyenler helak olmuştur. Muhakkak ki, onlar amellerini geriye erteleyen/yarıncı kimselerdir.”  (Müsned)
Biz Müslümanlar için önceleri engellenen İslami hayatlar vardı, fakat şimdilerde ise ertelenen İslami hayatlar var.
 Kendi elimizle küçük dünyamızı mamur etme adına ebedi olan uhrevi istikballeri tehir ediyoruz. Kaç ana-baba vardır, evlatlarının dini eğitimini hep bir daha ki yaza erteleyen, kaç genç kız örtünme işini okul sonrasına, kaç delikanlı namaza başlamayı bir başka bahara erteleyen vardır.
Hep yarın diyoruz. “Allah, eceli gelmiş bulunan hiçbir kimseyi kesinlikle (yarına) ertelemez” (Münafikun,11)
 Yüce Allah soruyor: “İman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.”(Hadid,16)
“Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın.“ (Haşr, 18,19) 
Kur’ani Kerimde uhrevi istikballeri erteleyenlerin kötü sonucu anlatılırken onlardan hiçbir mazeretin kabul edilmeyeceğine de vurgu yapılır:
“Onlar cehennemde: Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım! Diye feryat ederler. Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? Niçin inanmadınız? (Niçin ihmal ettiniz) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.”(Fatır,37)
İbadetleri ve hayırlı işleri yapmakta acele etme ile ilgili hadis ve ayet mealiyle yazımızı bitiriyorum:
“Hayırlı işleri yapmaya mani çıkmadan önce acele edin!”
 “Yüce Allah’ı çok hatırlayın! “
“Zekât ve sadaka vermekte acele edin!”
“Böylece Rabbinizin rızklarına ve yardımına kavuşun!”(İbni Mâce)
Tesvif eden helak olur. (Berika) (Tesvif, hayırlı iş yapmayı sonraya bırakmaktır.)
 “Kim iyi bir iş yaparsa, bu kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa aleyhinedir. Rabbin kullara zulmedici değildir.”(Fussilet 46)
 
 
Mehmet Emin YAĞMUR
Orduzu Kireç Ocağı Camii İmam-Hatibi
İlahiyatçı-İktisatçı
05369696634

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

http://addurl.nu